
SİYASET HATA KALDIRMAZ !
13 Mart 2026 00:10:17
İmamoğlu son yaptığı bir açıklamada; “Bu dava beni yoketmek için kurgulandı” dedi.
Eğer bu değerlendirme doğru ise, şu an oturduğu sanık sandalyesinde İmamoğlu bir rotasyon oyuncusu olarak değil, esas oyuncu olarak oturuyor demektir. Aksi halde niçin yok edilsin ki ! İmamoğlu bundan bir gurur payı çıkartıyorsa eğer kendisinin, hakkıdır.
İBB davası, iddianameye göre, bir siyasi dava değil. olsa olsa siyasetçilerin de adlarının karıştığı bir “irtikap”, rüşvet , yolsuzluk vs. davası.
İmamoğlu bunu reddediyor, davanın siyasi bir dava olduğunun ısrarla altını çiziyor.
Dürüstçe belirtmek gerekirse İmamoğlu’nun değerlendirmesi yanlış değil. Davanın fonundaki siyasetin gölgesini görememek için mağara balığı olmak gerekir !
Soru açacağım:
Peki bu noktaya nasıl gelindi ?
Belki biraz itici olacak ama sözümü sakınmayacağım:
Bu noktaya gelinmesini şöyle aforize etmek olasıdır:
“Erken öten horozun…”
Başa saracağım:
CHP’nin yerel seçimi kazanması, spontane halk hareketinin politize bir forma kavuşması olayı idi.
CHP yönetiminin seçimden önce değişmesi ile İmamoğlu’nun başını çektiği etkin seçim kampanyasının da etkisi vardı bunda.
CHP ilk hatayı, Erdoğan’ın “yumuşama” önerisine evet demekle yaptı.
Erdoğan’ın yerel seçim yenilgisinin partisinde yolaçtığı paniği önlemek ve seçim sonuçlarını sindirmek için zamana ihtiyacı vardı. Yani “yumuşama” gerçekte bir taktik siyasetti.
CHP’yi yönetenler bunu anlayamadı. Oysa gözlerinin önünde dünya siyaset pratiği diye bir öğretmen vardı. Yerel seçimi kazanan partinin erken seçim istemesi yazılı olmayan bir küresel kuraldı.
İkinci hatayı bu kez İmamoğlu yaptı:
İmamoğlu fiiliyatta İBB Başkanı iken CHP’nin genel başkanı moduna savruldu. Bu kez yerel seçim sonrası hatasını telafi etmek için erken seçim kampanyası açtı. Kendisini de CHP adayı olarak sundu kitlelere.
Oysa ne erken seçim havası vardı ortada ve ne de CHP İmamoğlu’nu cumhurbaşkanı adayı ilân etmişti !
Bu kez bu tuhaf duruma bir altyapı kazandırmak için imza kampanyası açılıp İmamoğlu “halkın adayı” olarak öne itildi. CHP kenarda kaldı !..
Dahası da vardı:
İmamoğlu her fırsatta Erdoğan’a agresif bir dille saldırıyor, rakibinin kendisi olduğunu duyumsatmaya çalışıyordu…
Bütün bunlar hataydı, hatalar zinciriydi.
“Erken öten horaz” aforizmasına böyle gelindi.
Peki gelinmeyebilir miydi ?
Derin demokrasi kültürüne sahip bir ülkede bu yanlışlar belki tolare edebilirdi. Ama şu da vardı: Öyle bir ülkede böyle hatalar yapan siyasetçiler zaten olmazdı !..
CHP’yi yönetenler kiminle/kimlerle mücadele ettiklerinin farkında değiller !
Hatta Türkiye’de, Türkiye’ye özgü bir Başkanlık Sistemi’nin bulunduğunun da !..
Tükiye’de yirmi küsur yıldır siyaset böyle yürütülüyor ! Zaten gelinen nokta da bunu gösteriyor !..
Ama yine de dünyanın sonu değildir bu. Türkiye halkı gerektiğinde yeni İmamoğlu’lar çıkartır yeniden. İmamoğlu da öyle çıkmamış mıydı !..
CHP’nin hâlâ İmamoğlu’nda ısrar etmesi elbette yanlış değil. Herşey bir yana siyasi etik bunu öngörüyor. CHP’nin bir başka doğrusu da mitingler yoluyla kitlelerle olan dirsek temasını kıskançlıkla koruması !
Kitleler ! Geleceği onlar biçimleyecek bu kez de ! Umarız bu kez doğru karar verirler…
ETİKETLER : Yazdır







