
KÖMÜRÜMÜZE SAHİP ÇIKALIM !
05 Mart 2026 00:12:18
Dünya savaşları yeni nüfuz bölgeleri elde etmek, dünyanın zenginliklerini yeniden paylaşmak için yapılır.
En önemli doğal zenginlikler madenlerdir; özellikle petrol ve taşkömürü gibi enerji kaynakları !
Petrol ulaşımının temel enerji kaynağı, taşkömürü de denir-çelik sanayiinin olmazsa olmazıdır.
İşte İran savaşını görüyorsunuz ! Niçin bu savaş ? İran’ın zengin petrol yataklarını ele geçirmek için değil mi özünde !
ABD’nin İran’da nükleer gücü/silahları bahane olarak öne itmesinin temelinde de petrol var. İran, nükleer silahlara ve ABD’yi doğrudan vuracak füzelere sahip olursa, bir daha kim yan bakabilir onun petrolüne!
Petrolün önemi Hürmüz Boğazının kapatılmasıyla en somut şekilde bir kez daha görüldü. Hürmüz Boğazını İran kontrol ediyor. İran, Boğazı kapatarak dünyaya petrol akışını önemli ölçüde durdurdu. Çarklarını Körfez ve İran petrolüyle döndüren tüm ülkeler zor durumda kaldı. Petrol fiyatlarının yükselmesi özellikle yoksul ülkelerin ekonomilerini alt-üst etti.
Güzelim ülkemiz de bu ülkeler içinde. Petrol fiyatlarında yükselme eğer aynen pompaya kanalize edilirse fiyatlar ya da enflasyon bundan negatif anlamda etkilenecek, izlenen ekonomi-politika bundan zarar görecek, esas zararı da halk çekecek !
Şuraya geliyorum:
Güzelim ülkemiz petrol fakiri bir ülke. Petrol ihtiyacımızın büyük bir bölümünü dışardan karşılıyoruz.
Burnumuzun ucuna dayanan petrol krizi bizim ekonomimizi de derinden etkileyecek.
Bu bir yana taşkömürü ihtiyacımızın çok büyük bir bölümünü de dışardan karşılıyoruz, TTK şu sıralar üretimini askıya aldığı için, tümünü !
Taşkömürü deyip geçemeyin. Buhar uygarlığının temel enerji kaynağı idi taşkömürü, Ulaşımdaki rolünü petrole kaptırınca tali plana düştü, ama stratejik önemini korudu.
Savunma sanayinin olmazsa olmazı olan entegre demir-çelik fabrikaları için taşkömürü demir cevheri ile birlikte hâle ara girdi ! Çünkü taşkömürü olmadan yüksek fırınlarında sıvı çelik üretmek olası değil.
Türkiye’de sıvı çelik üreten üç demir-çelik fabrikası var, bunların tümü kömür ihtiyaçlarını ithalatla karşılıyor. Çünkü TTK, 700 bin tona kadar düşen üretimiyle toplam 30 milyon ton civarındaki genel ihtiyacı karşılamaktan uzak. Termik santralların çoğu ithal kömür kullanıyor.
Oysa yerin altında 2 milyar tonluk bir taşkömürü rezervimiz var, ama çıkartamıyoruz.
Biliyorum, bunun teknik nedenleri de var, ama esas neden, kapitalizmin üretime değil, kâra öncelik veren mantığıdır ! “Nerede ucuzunu bulursak oradan alalım “zihniyeti yerel taşkömürünün ipini çekeli çok oldu !
Olmaz olmaz demeyin ! Dünyada katakulli çok ! Diyelim ki bir şekilde kömür ithal edemez hâle geldik, kilitlendik. Demir-çeliklerin bacalarını nasıl tüttüreceğiz o durumda !
Şöyle bağlayacağım:
Petrolümüz yok, altınımızı yeşil örtüyü mahveden yabancılar götürüyor, taşkömürü havzamız âtıl durumda !..
Savaş kötü şeydir, ama kaçınılmaz da değildir. Savaşın getireceği zorlukları daha iyi koşullardı göğüslemek için ulusal kaynaklarımıza sahip çıkmalıyız !..
ETİKETLER : Yazdır







