
HALEP’TE NELER OLUYOR ?
09 Ocak 2026 22:02:16
Suriye PKK’sının (SDG-YPG) Fırat’ın Batısında konumlanması Türkiye olarak kırmızı çizgimiz’di.
Şam yönetiminin PKK’ya karşı başlattığı Halep operasyonu ile terör örgütünün Fırat’ın doğusuna kaydırılması öngörülüyor.
Bu güzel bir gelişme, ama elbette yeterli değil. Suriye PKK’sının tümüyle dağıtılması, olmazsa entegrasyona razı edilmesi gerekiyor.
Dışişleri Bakanı Fidan, SDG’nin İsrali ile koordineli çalıştığını açıkladı.
Tuhaf bir durum var: İsrail ile Şam yönetimi birkaç gün önce işbirliği anlaşması imzaladılar. Anlaşmanın “ABD’nin himayesinde” gerçekleştiği açıklandı.
Şam ile İsrail işbirliğinde anlaştı ise, Şam’ın PKK’ya karşı yürüttüğü operasyonu İsrail’in de onayladığı anlamı çıkıyor bundan, Ancak Dışişleri Bakanımız Fidan, İsrail ile PKK’nın koordineli çalıştığını söylüyor. Eğer öyle ise Şam yönetiminin Halep operasyonunu nasıl izah edeceğiz ? Ayrıca ABD’nin suskunluğunu ?
Bu satırların yazıldığı saatlerde SDG/PYD Halep’i terketmemekte direniyordu. PKK’nın Fırat’ın doğusuna kaydırılması Türkiye olarak işimize geliyor. Bu şekilde terör örgütüne değil, Suriye’ye komşu olacağız.
Aynı bölgede ABD’nin de üsleri bulunuyor. ABD’nin Halep operasyonu konusunda suskun kalması da bu arada dikkati çekiyor.
Şurası kesin:
İsrail, Suriye’de Türkiye’yi devredışı bırakmak istiyor. Şam yönetimi Türkiye ile dostane ilişkiler içinde gerçi; ama, sonuçta El Şara’yı geçici de olsa Suriye devlet başkanlığı koltuğuna ABD oturttu. El Şara’nın Türkiye ile değil İsrail ile işbirliği anlaşması yapması da esas yönlendirici gücün kim olduğunu da gösteriyor.
Suriye’nin üniter bir yapıya sahip olmasını savunuyoruz, çünkü doğru olan bu. Ama, ABD ile İsrail öyle düşünmüyor. Suriye’nin Kuzeyinde sürüyle ABD üssü var, güneyi ise İsrail’in elinde. Yani Suriye’yi esas bölenler, Esad’ın devrilmesinde belirleyici rol oynayanlar. Trump’ın Ortadoğu temsilcisi Tom Barrack’ın PKK’ya arka çıkıp federalizmi savunduğunu, hatta Suriye’de iki ordu olabileceğini söylediği henüz unutmadık.
Suriye’de nasıl bir oyun sahneye konulacağı henüz net değil. ama, kendi içinde bütünleşmiş bir Suriye, ABD/İsrail ikilisinin işine gelmiyor. Bu yüzden Kürt azınlık ile PKK’yı gözden çıkartmak istemiyorlar.
İsrail’in, Yunanistan ile el-ele verip bizi Ege ve Akdeniz’de sıkıştırma politikası izlemesi de İsrail’in Türkiye’ye karşı olan negatif tavrını gösteriyor.
Şuraya geliyorum:
ABD ile iyi geçinip, onun küçük oğlu İsrail ile kavga etmek rasyonel bir politika değil.
Daha önce de yazdım, bu elbette Trump’ın istediği gibi İsrail ile el-ele tutuşalım anlamına gelmiyor, tam tersi Trump’ın yapay dostluk gösterilerine karşı ilkeli davranmak, İsrail’in Türkiye’yi bölgede izole etme politikasını ABD ile oturulacak masada sorgulamak anlamına geliyor.
ABD’nin çıkarlarına koşullanmak dostluk anlamına gelmez. İsrail’in pr
ovokasyonlarını sorgulamak da düşmanlık anlamına gelmez. Somut gerçeklerin sorgulanması, soyut dostlukları zedelese de sonuçta yararlı bir politikadır.
Ne ABD ve ne de İsral, Türkiye’nin dostu değildir. Yapay dostluklar, ilkeli düşmanlıklardan daha tehlikelidir.
Suriyee de gözlenmiyor mu bu ?!..
ETİKETLER : Yazdır







