
“ARKA BAHÇE” OLAYI MI, YOKSA ?..
04 Ocak 2026 21:54:11
Göz ucuyla TV’de dönen Venezuela haberlerine bakarken kafamda bir sürü düşünce dolaşıyor…
Nedir Venezuela olayı ?
ABD/Trump’a özgü bir eşkıyalık olarak bakıp geçemeyiz. Sadece bir “arka bahçe” olayı değil bu, çok daha boyutlu bir değişimin ipuçlarından birisi de olabilir.
İlkten sıradan bir yaklaşım deneyelim isterseniz:
ABD’yi yönetenler öteden beri Lâtin Amerika ülkelerine “arka bahçe” olarak baktılar. Kıtanın güneyi, kuzey’in yarı-sömürgesi oldu hep.
Trump, faşist bir lider, zaten kendisinin öyle nitelenmesinden yüksünmüyor da. Tüm faşist liderler gibi aşırı milliyetçi, yayılmacı ve şiddet yanlısı.
Diplomasiye değil güce dayalı bir dış politika anlayışı var. Ayrıca gücünü kontrol etmekte zorluk çeken birisi de…
Buradan bakıldığında Trump’ın Venezuela’yı niçin hedefine koyduğu net şekilde görülüyor:
Venezuela, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip bir ülke. Bunun dışında değerli madenlere de sahip. Venezuela petrollerini devlet şirketi işletiyor… Ayrıca denize geniş kıyısı olduğu için çok önemli bir stratejik konumu da var. Dahası ülkenin tepesinde bir sosyalist oturuyor; eski bir kamyon şoförü olan Maduro.
Bütün bunlar Trump’ın iştahını ve öfkesini kabartıyor nicedir. Ancak Venezuela’ya saldırması için inandırıcı bir bahanesi yoktu. Sonunda onu da buldu. Venezuela’yı ABD’ye de uyuşturucu ihraç eden bir narkoterör devleti olarak nitelemeye başladı. Trump’a inanmak gerekirse Maduro, bir narkoterör kartelinin başıydı !..
Bu bahane cumartesi saldırısı ile Maduro ve eşinin kaçınılmasının hem nedeni oldu ve hem de olayı yeni bir boyuta tırmandırdı.
Soru açacağım:
Bu olayı bir “arka bahçe olayı” olarak niteleyip o çerçeve içinde analiz etmeye çalışabilir miyiz ? Yoksa bir başka denklemin içine mi yerleştirmeliyiz olayı ?
Ben öyle bir denemede bulunacağım bu yazımda…
Dünyamız uzunca bir süredir bir yeniden paylaşım savaşının koşulları içinde. İkinci yeniden paylaşım (dünya) savaşının üzerinden seksen küsur yıl geçti. Oysa ilk iki dünya savaşı arasında sadece otuz küsur yıl vardı.
Son seksen küsur yıl içinde de eşitsiz gelişme yasası işledi ve ülkeler arasındaki güç dengeleri değişti. Dünyanın değişen güçler oranında yeniden paylaşılmasının objektif koşulları doğdu.
Ancak nükleer silahların yıkıcı ve kalıcı etkisi, bu silahlara sahip ülkelerin dünyayı güçleri oranında yeniden paylaşmak için kapışmalarını engelliyor.
Acaba diyorum, güçlü ülkelerin zaman zaman stratejik öneme ve çeşitli zenginliklere sahip ülkelere yaptıkları saldırı ve ilhaklara yeniden paylaşım savaşlarının format değiştirmesi olarak bakabilir miyiz ?
Rusya’nın “NATO kuşatması’nı gerekçe göstererek Kırım’ı ilhak edip Ukrayna’ya saldırması, Çin’in Tayvan’ı gözüne kestirmesi, ABD’nin Irak, Libya, Suriye ve Gazze, İran ve Venezuela’yı ilhak etme girişimleri bir yeniden paylaşımın ipuçları olabilir mi ? BOP, yeniden paylaşım savaşının formatlarından birisi olabilir mi topluca ?
ABD, Çin ve Rusya, AB’nin patronlarını da sindirip dünya zenginliklerini zamana yayarak ilhak veya biat şeklinde aralarında paylaşma yolunu tutarlar mı ? Şimdiye kadar olan bu yöndeki olaylar bir yeniden paylaşım savaşının format değiştirmesi olarak nitelenebilir mi ?
**
ABD’nin Venezuela saldırısı ve Maduro ile eşinin kaçırılmasına ilişkin magazinel haberler ilgimi çekmiyor. Bu operasyon, Trump’ın övündüğünün aksine muhteşem bir operasyon filan da değil. Bu operasyonda ABD’ye hizmet sunan Venezuela’lı vatan hainlerinin rolü daha etkin bence. Devlet başkanlarını yapayalnız bırakıp ABD’ye sunan provokatörlerin yahut ! Örneğin, ABD’ye tepki gösterip devlet başkanını savunması gereken muhalefet lideri Maria Corina’nın ABD’ye “iktidarı “bize verin” anlamına gelen açıklaması midemi bulandırdı.
Trump, amacına ulaştı gibi; Venezuela yönetimini eline geçirdi, petrole el koydu. Arka bahçesinde yeni bir düzenleme yaptı bu şekilde.
Bütün faşist liderler gibi Trump’ın hesap etmediği bir şey de var ama. Halk kitleleri ! Gün gelecek, başta ABD halkı olmak üzere dünya halkları emperyalist/faşist zorbalığı el ele verip mutlaka alt edeceklerdir !
Tarihe bakın, görün…
ETİKETLER : Yazdır







