
MODEL ESKİDİ VE ÇÖKTÜ !
24 Aralik 2025 22:11:25
Asgari, Arapça kökenli bir sözcük. Türkçe’de az, en düşük anlamına geliyor.
Güzelim ülkemizde vaktiyle bir dil devrimi oldu, ama hâlâ en az, en düşük yerine Arapça bir sözcük olan argariyi kullanmanız dile de yansıyan kafa karışıklığımızı gösteriyor.
Neyse.
En düşük (özeleştiri bu ) ücret 28 bin lira olarak açıklandı. Tereciye tere satmak gibi olacak ama, yazının gelişi yineleyeceğim: Yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 31. Açlık sınırı ise 30 bin lira !
İnsanın sorası geliyor:
En düşük ücret açlık sınırının altında ise o zaman en düşüklüğün ölçüsü ne ? Açlık sınırı baz alınmayacaksa en düşük ücret neye göre en düşük ?
Sorunun yanıtı bellidir:
Patronlar ile hükümetin kafasına göre !
En düşük ücretin açıklanmasından hemen sonra Türk-İş Başkanı şöyle dedi:
“İyi ki toplantıya katılmamışız, gelecek yıl da katılmayacağız !..”
Türk-İş Başkanı en düşük ücret Komisyonu’nda konu mankeni gibiydi zaten, katılması bir şeyi değiştirmiyordu. Çünkü Kamuoyunun yapısı işverenler ile hükümet ağırlıklıydı.
İyi ama Türk-İş Başkanı eşitsizliğin giderilmesi için laklaktan başka ne yaptı şimdiye kadar ?Sokağa çıkmadı, işçinin üretimden gelen gücünü kullanmadı, yani ne Komisyondaki eşitsizliği ve ne de en düşük ücretin açlık sınırının altında belirlenmesine karşı parmağının ucunu oynatmadı, sadece çenesi çalıştı, o da öylesine !..
Şimdi geçmiş karşımıza suret-i Haktan’ı oynuyor, Komisyona katılmamasını “eylem” gibi yutturmaya çalışıyor. !..
Yüzde 28’lik en düşük ücret zammı, işverenlerin Erdoğan’ın çağrısına da sırt döndüklerini gösteriyor. İşverenler bu kez de elini taşın altına koymadı ! Oysa kâr marjlarından birkaç puanlık bir özveride bulunsalar işçilere açlık sınırının üzerinde zam da verilebilirdi.
Hükümet niye bu yola gitmedi peki ?
Bütçede bu iş için ayrılmış fazla bir para yok. Bütçe zaten vergilere dayanıyor ve daha şimdiden açık verme pozisyonunda.
Öyle olmasa hangi iktidar milyonlarca işçiyi mağdur etmek ister ? Sonuçta o milyonlarca işçi potansiyel birer oy değil mi ? Üstelik aileleriyle birlikte ?
Elleri böğürlerinde yeni yıl zammı bekleyen işçi emeklileri de aynı kısırdöngü içinde değil mi ? Ayrımsız artı zam da verseler yüzde 12-13’lük enflasyon farkı ile birlikte en düşük emekli aylığı 20 bini bile geçmeyecek !..
Bu yıl da aynı oyun oynanıyor: İşçi, emekli ve memurlara verilen düşük zamlar, vergi/fiyat artışlarıyla geriye alınıyor !
Çözümü namuslu ekonomistler ısrarla yineliyorlar:
Önce daha çok üretmemiz gerekiyor. Bu şekilde dış ticaret açığı makasını daratmamız… Son bir-buçuk yıl içinde , tüketimin sıkıpara politikası ve tasarrufla sınırlanmasıyla makasta belirli bir daralma oldu gerçi. Ama dedim ya, açlık sınırının altında geçirmek zorunda bırakılan emekçilerin özverisi sayesinde!
Dışarıya aldığımızdan çok mal satarak para biriktiremiyoruz. Açığı fazla borç alıp kapatmaya çalışıyoruz. Bu da döviz fiyatlarını şişirip enflasyonu patlatıyor. Tüm ekonomik sorunların yükü sonuçta halkın sırtına bindiriliyor.
Türkiye’nin yeni bir ekonomik modele ihtiyacı var. Daha üretken ve sosyal bir modele…
Dışarıya bağımlı azgelişmiş kapitalizmimiz ve bu işlerden pek çakmayan yöneticilerimizle bu işler bu kadar olabiliyor !..
ETİKETLER : Yazdır







