
MİLLİYETÇİLİK ÇÖZÜMSÜZLÜK MÜDÜR ?
29 Ekim 2025 22:11:23
Neden-sonuç ilişkisi diye bir şey var. Diyelim ki bir fikri, bir olayı, bir eylemi, bir bireyi vb. reddediyorsunuz. Eğer reddinizin nedenini inandırıcı bir şekilde açıklamazsanız/açıklayamazsanız eyleminiz boşlukta kalır, anlamsızlaşır, önyargıya dönüşür…
**
Radikal milliyetçilerimiz, odağında PKK’nın bulunduğu çözüm sürecine iki açıdan bakıyorlar. Türk milliyetçiliğinin simgesine dönüşen MHP çözüm sürecine sadece onay vermiyor, sürecin mimarı da.
Bir kısım radikal milliyetçimiz ise, örneğin Zafer ve İyi Parti’de toplanan milliyetçiler, süreci reddediyorlar. Bu doğrultuda yayın yapan yazarlarımız da var.
Bunların sürece karşı olmalarının nedeni doğal olarak milliyetçi mülahazalara/argümanlara yaslı. PKK terörünün elli yılda neden olduğu can kayıpları ve buna dayalı toplumsal tepkiler, etnik ayrımcılığın beslediği bölünme psikolojisi, paranoya boyutlarına tırmanan gelecek kuşkusu ile biraz da aynı kulvarda at oynatanlar arasındaki rekabet oyunu: MHP’yi kendi silahıyla vurma taktiği !..
Bunların tümü, kabul edilemese bile anlaşılabilir ve yer yer doğru şeyler.
Şu var ki bu tavır şu sorunun karşılığını içermiyor:
Peki ne yapmak lâzım ?
Reddediyorlar, ama redcilikleri somut durumun somut bir analizinden yoksun ! Çözüm yok ! Redciliklerinde neden-sonuç ilişkisi bir bütünlüğe kavuşamıyor.
Güzelim ülkemizin nerdeyse bin yıla yaklaşan bir Kürt Sorunu var:
Kürtler Anadolu coğrafyasından biz Türklerden eskidir. Türklerin Anadolu’ya büyük topluluklar halinde girişinin tarihi Malazgirt zaferiyle örtüşür.
Fetihle Anadolu’ya giren Türkler orada çeşitli kavimlerin yanısıra Kürt hanedanlıklarıyla da karşılaştılar. Önce Selçuklular, sonra da Osmanlılar bu coğrafyada da egemenlik kurdu. Doğal olarak o dönemlerde başgösteren yönetsel çekişmeler günümüze kadar sarktı.
Osmanlı’da etnik ayrımcılık yoktu gerçi, ama etnik azınlıklarla biat sorunları yaşanıyordu.
Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasından sonra buna kaçınılmaz olarak etnik sorunlar da eklendi.
PKK, dışardan da körüklenen bu sorunun terör örgütü formundaki paramiliter örgütlenmesidir…
Şöyle böyle elli yıldır 40 bini aşkın insanımızın ölümüne yolaçan bir terör örgütünden/PKK’dan kurtulma şansı doğdu bugün. Çalışmaları bildiğiniz için tekrar etmeyeceğim. Şimdi soruyorum, hamasi mülahazaları öne itip bu şansı tepelim mi, yoksa aklımızı kullanıp sorunu temelden çözmeye mi çalışalım ? Temelden derken PKK’yı kucaklayan etnik bir perspektifi anlatmaya çalışıyorum.
Kürt Sorunu özellikle cumhuriyet döneminde başımızı ağrıtan bir sorun oldu hep. PKK olayı ile bu sorun sıcaklaştı/kanlandı…
Bu soru böylesine içimize işlemişken onun mahiyetini tam olarak hâlâ kavramış değiliz. Kürtlerimiz tam olarak ne istiyor ? İstekleri kabul edilebilir istekler mi?
Süreç, şu sıralar bu sorulara doğru akıyor, sorunun …. /siyasi özüne doğru aydınlanıyor…
Sorunun ülke bütünlüğü ve tarihsel kardeşlik zemininde çözülmesi ülkemizi rahatlatacaktır. Bu arada sorunun tam olarak nerede düğümlendiğinde anlamış olacağız…
Bu yanlış ve kötü bir şey midir ki radikal milliyetçilerimiz karşı çıkıyorlar ?
Milliyetçilik, milli çıkarları herşeyin üzerinde tutan bir duruş değil midir.
Çok önemli bir etnik sorunu çizmeye çalışmak gerçekte milliyetçilik değil midir ?
Öyleyse niçin karşı çıkıyorsunuz ve alternatifiniz ne?
Çözümsüz retcilik, ayrıca, “Böyle devam etsin” anlamına da gelmiyor mu ?
Oysa sizler de görüyorsanız ki böyle devam etmiyor artık !..
ETİKETLER : Yazdır







