
TERASTAN…
23 Eylül 2025 22:01:36
Havanın güneşli olduğu günlerde bazen sabah saatlerinde bazen de akşamüstleri Zehra ile terasta çay içiyoruz. Bazı rüzgârsız günlerde ise günün önemli bir bölümünü terasta geçirdiğimiz de oluyor.
Zehra’nın terasta küçük bir organik sebze serası var. Saksılardan oluşan bir sera bu. Burada değişik çiçekler de yetiştiyor. Bir limon ağacımız bile var.
Torunumuz Defne ne zaman bize gelse terasa çıkıp saksıları kontrol ediyor. Eğer olgunlaşmış bir kapya filan bulursa hemen orada keyifle yiyor.
Eylül güneşi deyip dudak bükmeyin, bulut yoksa eğer, Ağustos güneşini aratmayacak bir ısı veriyor, insanı bunaltıyor.
Dün de terasta epeyce vakit geçirdik. Güneşlendik, Zehra saksıları suladı, bakımlarını yaptı bitkilerin… Saksıların birisinde yaprakları tamamen dökülmesine rağmen inatla büyümeyi sürdüren bir domates var epeydir. Zehra ona dokunmuyor nedense, oysa yenilebilecek kıvamı geçeli hayli oldu.
Gündüzleri liman içinde daima birkaç “yabancı” balıkçı teknesi oluyor şu sıralar. Marmaralı balık teknelerini bizim buradakilerden ayıran bir özellikleri vardır, Marmaralılar mahmuzludur. Onları mahmuzlarından ayırt ediyoruz, bir de kıyıya yanaşmamalarından… Hamsi avı için geliyorlar. Deniz dalgalı ise liman içine kaçıyorlar, sanırım ikmallerini de buradan yapıyorlar…
Hamsi mevsimindeyiz. Balıkçı tekneleri günboyu limanda yatıp akşamüstleri açılıyorlar denize…
Hamsi göç balığıdır. Atlas okyanusunun kuzeydoğusu ile Akdeniz, Marmara, Karadeniz ve Anzak denizinde yaşar. 100 türü vardır. Tropik bölgelerdeki tatlı sularda yaşayan bir hamsi türü de vardır. Kasım’dan Şubat’a kadar Trakya kıyıları ile Marmara’ya göç eder. İlkbaharda yumurta dökmek için Karadeniz’e geçer.
Hamsiyi sadece insanlar avlamaz, büyük balıklar için de lezzetli bir avdır hamsi. Kendisi sadece planktonlarla beslenir. En önemli özelliği ilginç savunma taktikleridir. Hamsi sürüsü, saldırı halinde birbirine sürtünerek pullarını döker ve milyarlarca puldan oluşan bir perde oluşturup arkasına saklanır…Marmara hamsisi denilen 10 cm den küçük hamsi türü göçetmeyen tek türdür.
Zehra pek hamsi sevmez, ille de pişirmesini istersek fırında tepside pişirir. Şu sıralar cezaevinde olan bizim Sina da pek hamsi sevmez, ama tavada mezgit favorisidir. Ahmet Naim’se ızgara hamsiye bayılır…
Doğu Karadeniz’de hamsiyi daha çok mısır ununa bulayarak kızartıp yemeyi severler. Hamsi, Atlaş okyanusu dahil birkaç denizin balığıdır, ama anavatanı Doğu Karadeniz’dir. Çünkü orada yumurta döker, orada yeniden varolur…
Sahile bakıyorum. Frigorifik kamyonlar yok. Demek ki hamsi avı şu sıralar pek iyi gitmiyor, ama kış aylarında durum değişebilir.
Terastan boydan boya çeştepe gözüküyor. Tepede tek-tük evler var. Diğer evler tepenin arka tarafında kalıyor.
Ereğli tepelerin eteklerine kurulmuş bir kenttir. İlk yerleşim yeri olan Bababurnu’nun geniş kavsi içinde kalan yerlerdeki konutlar denize dönüktür…
Karadeniz Ereğli’nin Tarihini yazarken taradığım tüm kaynaklar, kentin tarihinin İÖ 2500 yıllara uzandığını gösteriyordu. İnönü mağarasında önceki yıl yapılan kazılar bu tarihi 6 bin yıl geriye götürdü. Eskiden karadeniz’deki en eski yerleşim yeri Samsun kıyıları olarak biliniyordu. En eski yerleşimin Ereğli kıyıları olduğu ortaya çıktı.
Ereğli normalde bir turistik kıyı kenti olmalıydı. Ama 19 yüzyılda kömürün bulunuşuyla kaderi bir ağır sanayi kenti olarak çizilmiş oldu. Nitekim kömür, bu kez 20. yüzyılın üçüncü çeyreğinde Türkiye’nin ilk yassı çelik sanayiini buraya çağırdı. Peşi geldi…Erdemir yeni gelişen sosyal düzenin temel kuruluşu oldu.
Artık deniz turizmi profilli bir ağırsanayi ilçesiyiz ! Hava, deniz ve demiryolu olmayan, sadece karayoluna bağımlı, doğru dürüst bir çevreyolunu bile olmayan ağırsanayi kenti !..
Güneş denize doğru sarkmaya başladı, rengi de altın sarısından turuncuya dönüştü…Terasın en sevdiğim saatleridir bunlar. Zehra ile bakıştık, birer çay daha içsek mi acaba ?
Bir günü daha bu tarafın dünyalıları olarak tütiyoruz…Oğlum cezaevinin avlusundaki yabani hurma ağacının altında kitap mı okuyor acaba ?..
ETİKETLER : Yazdır







