
CHP’YE NAÇİZENE BİR TAVSİYE
11 Eylül 2025 22:10:05
Gündem öylesine hareketli ki ben kendi adıma ona yetişmekte zorlanıyorum. Birkaç saat içinde birbirine öylesine ters, öylesine ironik gelişmeler oluyor ki kısa süre içinde bırakın biçimini içeriği bile değişiyor olayların… Dün bu köşe bu yüzden boş kaldı.
Ben bu satırları yazarken TV’lerde Ankara 3. Asliye mahkemesinin CHP İstanbul İl kongresininin iptaline ilişkin davayı esastan reddettiği haberleri dönüyordu..
Yazım mevcut durumu bir başka açıdan analiz eden bir çalışmaydı. Zorunlu olarak kalemi bıraktım, bu kez yeni duruma ilişkin bir yazı yazmak için hazırlık yapmaya başladım. Şu var ki yeni durumun da değişebileceği olasılığını dikkate alarak biraz bekleme kararı aldım.
İyi ki öyle yapmışım, Ankara 3. Asliye mahkemesinin aldığı son kararın hayata geçmesi için İstanbul’daki bir başka mahkeme tarafından onaylanması gerekiyormuş, ancak o mahkeme bu konuda karar almayı 26 Eylül’e bırakmış…
Ben tam bu satırları yazarken CHP Genel Başkanı Özel, kararın bir gün içinde onaylanacağını savunan bir açıklama yapıyordu. Kimin eli kimin cebindeydi, belli değildi !
Böylesine başdöndürücü bir gündemin öne çıkan olaylar üzerine birşeyler yazmak nerdeyse imkansız hale gelmek üzere !..
İstanbul’da bir mahkemenin, CHP İstanbul İl kongresiyle ilgili savcılık iddianamesinin kabulü üzerine “tedbiren” İl yönetimini görevden alıp Gürsel Tekin’in Başkanlığında bir heyeti onların yerine kayyım ataması ortalığı fena halde karıştırmıştı. Bu olay üzerine yazdığım yazıda mahkeme kararlarının eleştirilebileceğini, hukuki yollar açıksa onlara itiraz edilebileceğini, ancak kararları dinlememenin yanlış olduğunu söylemiştim.
Ertesi gün, tepkilerin, kararı alan mahkemenin yetkisiz bir mahkeme olmasıyla ilgili olduğu şeklinde eleştiriler aldım eş-dosttan. Bu durumda karara hukuki itiraz yolu da açık demekti. Tepkiler de bir anlam kazanıyordu ayrıca.
CHP’ye, çok uzun zamandır siyaset gözlemleyen bir gazeteci yazar olarak naçizane bir tavsiyede bulunacağım:
Siyasette kitle gücünü kullanmak bir sanattır. Kitle gücü zamanında, yerinde ve çok haklı bir zemin üzerinde kullanılamazsa ortaya telafisi imkansız sorunlar çıkar. Ufak-tefek sorunlar için kitleleri yormamak gerekir. Çok sık yapılan mitingler ile oralarda tekrarlana tekrarlana klişeleşen agresif sözler gitgide yeknesaklaşır, bu şekilde etkisi erozyona uğrar, zihinsel bir yorgunluğa dönüşür gitgide. Dozu kaçmış kitle eylemleri sadece zihinsel ve bedensel yorgunluğa da yolaçmaz rehavete de yolaçar ayrıca.
Şu da var:
İktidar ile onun ortağının da geniş ve kitle eylemlerinde deneyimli kadrolarının da olduğunu unutmamak gerekir. Malum şiddet şiddeti doğurur !..
Şunu anlıyorum: CHP’nin elinde kitle gücünden başka bir şey yok gibi. Çok güçlü ve yaygın kitle iletişim araçlarına da sahip değil. Siyasi baskıları bu yüzden kitle gücünü kullanarak bertaraf etmek istiyor ki bence bu anlaşılabilir bir durumdur. Ben sadece kitleleri yormayın diyorum. Sokak demokrasilerde güzelliktir ama, zeminin çok haklı olması ve abartılmaması koşuluyla ! Önderi belli iyi organize olmuş kitle hareketlerinin bile abartılması halinde bu kez başıboş-spontane kitle hareketlerine yolaçabileceğini de unutmamalıyız.
Ankara 3.Asliye mahkemesi Türkiye’de yargının siyasallaştığı, iktidarın sopasına dönüştüğü iddialarına da bir cevap niteliğinde. İddiaların elbette haklı bir zemini var, ama bu tür iddiaları bir genellemeye dönüştürmenin sağlıksızlığı da ortada !
Şimdi şu son mahkeme kararını da dinlemeyecek miyiz? Görülüyor ki hukuki yollar tümüyle tıkanmış değil. Kitle gücünü hukukla dengeli şekilde kullanmanın en sağlıklı yol olduğunu da gösteriyor bu son mahkeme kararı…
Türkiye, demokrasi ve sokak kültürü gelişmiş bir Fransa değil. Oradaki oto-kontrol bizde yok. Sokak, demokrasinin sesi de olabilir, ipin ucu kaçırılırsa demokrasiyi boğan bir canavara da dönüşebilir !..
“Dost acı söyler” denilir, bu yazıyı bu bilinçle okuyun lütfen !
Öncelikli olan Türkiye’nin esenliğidir !..
ETİKETLER : Yazdır







