
SON OLAYLARA NASIL BAKMALI ?
08 Eylül 2025 22:19:32
İstanbul CHP İl yönetimine kayyım atanması ile onu izleyen olaylara nasıl yaklaşmalı/nereden bakmalı ?
Olayların tümüne baktığınızda üst üste atılmış düğümlere topuna benziyorlar. Bu yüzden en alttaki düğüme ulaşmak ve onu çözmek için ilkten en üstten başlayarak tüm düğümleri tek tek çözmek gerekiyor.
Ben düğümleri, olaylara farklı pencerelerden bakarak çözmeye çalışacağım bu yazıda:
İlk yaklaşımım soyut bir yaklaşım olacak, olaylara ilkten demokrasi penceresinden bakacağım:
Kitle eylemleri, spontane olsun iradeci olsun, vurup kırmamak/başkalarına zarar vermemek koşuluyla demokrasinin çiçekleridir. Demokrasinin gerçek sahibi olan halk kitleleri, uygun gördükleri zamanlarda sokağa çıkarak rejimin gerçek sahibinin kendileri olduğunu duyumsatırlar, bu yolla sorunların çözümüne katkıda bulunurlar. Sokak gösterilerine karşı gösteriler tavır, ülkeyi yönetenler için demokratik bir test olur.
CHP İl Başkanlığı önündeki kitle eylemi, önderi belli olan siyasi nitelikte bir eylemdi, vuran-kıran/çevreye zarar veren de yoktu..Buradan bakıldığında demokratik bir eylemdi.
Pencere değiştirip olaya bir de toplumsal açılan bakalım şimdi:
Toplumsal olaylarda neden-sonuç ilişkisi olayın çözümünün anahtarını içinde taşır. Bu ayrılmaz ikilide “neden”, sonuçtan daha önemlidir.
CHP İl Başkanlığı önündeki eylemin nedeni neydi ?
CHP’li birkaç isim, son İl kongresinde hile yapıldığı savıyla savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu, bunun üzerine savcılık soruşturma açmış, zanlıların yargılanması için iddianame hazırlamış ve mahkemeye başvurmuştu. Mahkeme savcının iddianamesini kabul ederek dava açmıştı. Bu kez bir başka mahkeme, Adalet Bakanının ifadesiyle, “idari bir tedbir” olarak İl yönetimini görevden almış ve yerlerine beş kişiden oluşan bir Kayyım Heyeti atamıştı. Heyetin başında CHP’nin eski genel başkanı Kılıçdaroğlu’na yakınlığı ile bilinen birisi vardı.
Kitle hareketinin nedeni buydu. CHP yönetimi kayyımı tanımayacaklarını ve binaya girişine izin vermeyeceklerini söylüyordu... Bunu yadırgadığımı söylemeliyim:
Mahkeme kararları eleştirilebilir, kararlara hukuki yollardan itiraz edilebilir, ama mahkeme kararını tanımamak yanlıştır. Mahkeme kararlarının dinlenmediği, uygulanmadığı bir ülkede devlet de yok demektir. Bu yüzden bu olayda da devlet mahkeme kararının uygulanacağı ortamı yaratmakla yükümlüydü. Oradaki kolluk güçleri bunu yapıyordu.
Ama bir başka yanlış da vardı orada. Kolluk güçleri parti üyelerinin binaya girmesini engelliyorlardı. Oysa bu konuda elde bir mahkeme kararı yoktu !
Ben bu satırları yazarken üç kişiden oluşan kayyım heyeti, CHP İstanbul İl binasına girebilmek için bina önünde polisin kendilerine koridor açmasını bekliyorlardı.
Doğru olan Kayyım Heyeti ile birlikte parti üyelerinin de binaya girmeleriydi. İki yanlıştan ancak bu şekilde bir doğru çıkabilirdi…
**
Bu olay burada bitecek gibi de değil. 15 Eylül’de Kılıçdaroğlu taraftarlarının suç duyurusu üzerine açılan Kurultay davası da bir karara bağlanacak. Mahkeme eğer kurultayı iptal ederse bu kez parti yönetimi eski genel başkan Kılıçdaroğlu’na geçecek, Özel ve diğer yöneticiler açığa alınacak… Bu durumda da benzeri olaylar yaşanacak mı, göreceğiz.
Dikkat ederseniz Kılıçdaroğlu’ndan hiç ses çıkmıyor. Kendisine yöneltilen eleştirileri yanıtlamak bir yana onüç yıl başkanlığını yaptığı CHP’yi savunan tek söz çıkmıyor ağzından ! Bir kedibalığı sabrıyla, saklandığı kovukta avının tam önüne gelmesini bekliyor sanki…
Kılıçdaroğlu beni yanıltan bir tavır takınır mı 15 Eylül’de acaba ?
Olabilir, ama öyle de olsa, yani çekip gitmeyi kabul de etse, siyasi yanlışlarından arınmış olmayacak yine de !..
**
Şöyle bağlayacağım yazımı:
Güzelim ülkemizin çok ciddi sorunları var, ama iktidarın sorunları demokratik yöntemlerle çözme yeteneği ciddi şekilde erozyona uğramış görünüyor. Aynı şeyi muhalefet için de söylemek yanlış olmayacaktır. CHP iç-sorunlarını çözebilmiş ve ortaya bir program koyabilmiş değil hâlâ Milliyetçi partiler dağınık, Kürtler sadece kendi sorunlarını düşünen bir bencillik sergiliyorlar…
Bilmiyorum, bu koşullarda gidilecek bir erken seçim sorunların çözüm yollarını açacak bir sonuç getirir mi ?
Emin değilim, ama en azından demokratik rejimin devamı için seçim gerekli yine de..Şu sıralar en önemli sorunumuz da demokratik rejimi korumak zaten.
ETİKETLER : Yazdır







