
GÜNDEM…
29 Agustos 2025 00:30:52
Gündeme bakıyorum…
Bir-iki gün önce memur zamları gündemin başındaydı;zam, dün Hakem Heyeti’nde tantuna getirildi ve gündemden düştü.
Aslında beklenen sonuçtu. “Kemerleri Sıkma” sürecinde en çok ne eleştiriliyordu ? Kamunun tasarrufa katılmaması değil mi ?
Memura verilen cücük kadar zam, eleştirilerin yanıtı (!) oldu; kamu tasarrufunun son icraatı olarak kayıtlara geçti. Ne diyeyim ? Vallahi helal olsun bu yollar size !..
**
Gündeme bakıyorum…
Tom Barrack’ın o tuhaf eveleme-gevelemeleri ile çözüm komisyonu başköşede…
Barrack, İsrail’in (siz ABD şeklinde de okuyabilirsiniz) Ortadoğu’da ulus-devlet istemediğini söylüyor. Son getirdiği formül ile Suriye’de ulus-devlet kurulmasına karşı çıkarken, ulus-devlet kavramının Ortadoğu’daki gerçek ve tek temsilcisi olan güzelim ülkemizi de Osmanlı tipi bir yönetim öneriyor.
Önermesinde millet kavramına göndermede bulunarak yapıyor.
Milletler kapitalist sistemle varoldular. Soy birliğine dayalı laik yapıda bir yönetimdi bu.
Ama, örneğin feodal Osmanlı’da da millet kavramı vardı. Ve şimdikinden farklı bir anlamda kullanılıyordu.
Millet sözcüğü Arapçada topluluk anlamına geliyor. Terimin dinsel bir içeriği var: Terim Kuran’da Hz.İbrahim’in ve diğer peygamberlerin yaydıkları dini ve o dinin gerçek sahibi olan Müslümanları tanımlamak için kullanılıyordu. Ümmet sözcüğü de aynı anlama geliyor.
Ancak Osmanlı’da 19.yüzyıldan isibaren Hristiyanlar ile Yahudilere de millet denilmeye başlandı. Terim/millet, etnik değil dinsel ayrımı kapsıyordu. Değişik etnik kökenlere sahip tüm Müslümanlara millet deniliyordu. Milletler özerkti.
Bu sistem 19.yüzyılın ikinci yarısından sonra çözüldü. 1856’da tüm Osmanlı tebasını kapsayan laik yasaların çıkartılması üzerine dine dayalı millet sisteminden etnik kökene dayalı millet sistemine geçiş başladı. 2.meşrutiyet milat oldu.
Bu dönemde millet/milliyetçilik, Türkçülük ile özdeşleşen bir akıma dönüşürken, Millet-i Muazzama-i Osmaniye(Büyük Osmanlı Milleti) akımı karşı ile karşıya geldi…Kısa süre sonra çıkan dünya savaşı Osmanlının sonunu getirdi…
Şimdi…
Barrack’a soruyorum: “Osmanlı yönetimi” diye dine mi yoksa etnik kökene dayalı bir yönetim öneriyorsun bize ? BOP’u parlatma peşinde !
Tom Barrack gerçekte !..
**
Gündeme bakıyorum…
Çözüm Komisyonu’nun kamuoyuna açıklanan bir programı yok. Şimdiye kadar epeyce siyasetçi ve STK temsilcisi dinledi. En son Baroları dinlemeye karar verdiler, süreç uzadıkça uzuyor…
Ben hâlâ şunu merak ediyorum:
Çözüm Komisyonu’nun görevi tüm ülkeyi kapsayacak bir demokrasi paketi hazırlamak mı, yoksa PKK mı paketlenecek sadece ?
İkisi de çok önemli elbette. Ama ben ilkini daha çok tercih ederim. Kürt Sorunu ile özdeştirilecek Terörsüz Türkiye programı, tüm ülkeyi kucaklayacak demokrasi paketinin bir bölümü olmalı bence. Böylece Terörsüz Türkiye sloganı demokratikleşme kavramının bir unsuruna dönüşmeli.
Bir sürü belediyeyi kayyımlar yönetirken, bir sürü siyasetçi, bürokrat, gazeteci vb. İBB odaklı soruşturmalar yüzünden aylardır içerdeyken, hakikaten çok önemli bir sorun olan Kürt Sorununu çözmek zor olur. Çünkü bu iki sorun/süreç arasında bir iç-bağ var…
ETİKETLER : Yazdır







