
GREV ERTELEMEK...
20 Aralik 2024 00:17:17
Bizde de grevler anayasa ve yasalarla korunuyor. Ekonomik-demokratik bir hak bu. Tıpkı işverenlerin lokavt hakkı gibi.
Bir işyerinde veya işkolunda toplu pazarlığa oturuluyor, anlaşmazlık halinde çözüm olarak işçiler grev kararı, işveren de lokavt kararı alıyor/alabiliyor.
Grev, en basit tanımıyla, işçilerin çalışma ve ücret koşullarında iyileştirme sağlamak için topluca iş bırakması ya da işi durdurması olayıdır.
Grev sözcüğü Fransızca kökenlidir. Paris’te işsizlerin toplandığı Greve adındaki meydandan gelir.
İlk grevleri, Fravun mezarlarında (piramit) çalışan köle işçiler yaptı. Eski Roma’da da işçilerin grevler yaptıklarına ilişkin kayıtlar var. Ama, gerçek anlamdaki grevler sanayi devriminin ya da kapitalizmin ürünüdür.
Çok değişik grev biçimleri var. En geleneksel olanı topluca işi durdurmaktır. Grevin diğer belli-başlı çeşitlerini sembolik/ihtar grev, oturma grevi, tıkaç grevi, dayanışma grevi, vb.dir. İşçilerin yaratıcı zihinlerinin ürettiği başka grevi, çeşitleri de vardır. Ama, tümünün özeti, hak aramaktır; hak arama amacıyla işi durdurmaktır. Bunlar ekonomik karakterli grevlerdir.
Ekonomik karakterli grevler protesto/eleştiri değildir.
**
Devr-i AKP’de grev yapmak bir ayrıcalık, hatta lüks haline geldi. İktidar en son DİSK’e bağlı Birleşik Metal İşçileri Sendikasına kayıtlı işçilerin grevini de “milli güvenlik” gerekçesiyle erteledi.
Soyut argümanlarla grev ertelemek, anayasal/yasal bir hakkın işçilerin elinden alınması anlamına gelir. Bir başka deyişle ekonomik-demokratik mücadelenin bu en “munis” ve barışçı biçimini yok saymak anlamına gelir. İşçi grev yapamayacaksa toplusözleşmenin ne anlamı kalır ?!
**
Son elli yılda üst üste gelen faşist darbeler işçilerin en basit demokratik halklarının yanısıra grev halklarını da sembolik hâle getirdi.
Son elli yıl içinde Sendikaların büyük çoğunluğunun düşünsel yapısı da değişti. Sendikal örgütlenme bir yandan tekelleşirler öte yandan da renklendi. Sarı sendikacılık sendikal mücadeleyi işçi haklarının satıldığı bir tezgaha dönüştürdü.
Bunun en tipik örneklerinden birisini de Asgari Ücretin saptanması süreçlerinde yaşıyoruz. Asgari ücret masasında işçileri temsil eden Türk-İş, masaya önerdiği hiçbir rakamı kabul ettiremiyor, çünkü arkasında durmuyor/duramıyor.
Sanıyorum bir kez de böyle olacak...
Şöyle bu aforizma vardır:
Güce dayanmayan adalet âciz adalete dayanmayan güç zalimdir.
Grev, işçilerin gücü/silahı. Anayasal ve yasal hakkı. Bu, halkını kullanılmasını engellerseniz işçi emeğini nasıl savunacak ? Dahası, onlara o hakkı sağlayan yasalar aciz hale gelmeyecek mi ?
Bütün bunlar adaletsiz bir toplumsal sistemin değişik alanlardaki dışavurumlarıdır. Sistem ya da kapitalizm artı-değer sömürüsüne dayanıyor. Öteki her şey sürecin kesintiye uğramasını engelleyecek biçimde konumlardırılıyor. Grev yasakları bunun tipik bir örneğidir. Her yıl asgari ücretin işverenlerin teklifleri ekseninde saptanması bir başka örnektir...
ETİKETLER : Yazdır







