
SOSYALİSTLER YÜZLERİNİ CHP’YE DÖNMELİ !
06 Ekim 2023 00:18:17
Sağ ve sol kavramları yön gösteren kavramlar. Bu yüzden kullanım alanları geniş. Siyasetin sağ-sol diye ayrılması da bir yön ayrımı. 1789 Fransız Büyük Burjuva Devriminden sonra kurulan ilk mecliste soylular solda, devrimci cumhuriyetçiler de sağda otursaydı siyasette sağ-sol kavramları tersyüz olurdu: Bugün sağda sayılan tüm ideolojik siyasal eğilimler ile partiler “solcu!; günümüzün solcuları da “sacı”diye anılırdı. Bu arada terminolojik karşılığı iyiniyeti, esnekliği vb. vurgulayan “sağduyu” kavramı da “solduyu”olurdu.
İyi de olurdu. Çünkü “sayduyu”kavramı aslında günümüzde sağın değil, solun özelliklerini yansıtır. Genelde aydınlık beyinlere özgüdür.
Günümüz siyasetinde sağ kavramı geniş bir yelpazeye yayılan ve kendi içinde çelişkili bir kavram:
Neoliberaller de sağ kavramı içinde yeralıyor, neoliberallizmin reddettiği muhafazakarlar da…Ayrıca bunların marjinalleri de…
Türkiye siyasetine bakıyoruz: Sağ ağırlıklı. CHP’yi solda saysak, sandıktan çıkan oyları ölçü kabul etmeyi göze alırsak, seçmenin ancak yüzde 30’a yakını “solcu”. Sağ, yüzde 70’lik ağırlığı ile 1950’lerden bu yana, (kısa dönemler sözdışı.) Türkiye’yi yönetiyor…
Türkiye’nin en büyük talihsizliği bu işte ! Cumhuriyet Devrimi 1946’da bir karşıdevrime dönüşmeseydi, Türkiye bugün sağın değil solun yönetiminde olurdu. Batı’nın tefecilerine, körfezin teokratlarına avuç açan bir ülke değil, en azından kendi yağı ile kavrulan başı dik bir ülke olurdu.
Emperyalizm ve içerdeki işbirlikçileri buna izin vermedi. Devrimi yozlaştırmak ve yönünü değiştirmek için her şeyi yaptılar. İlk büyük savaşta güzelim ülkemizi silah’la istila edenler, o sıralarda aldıkları ağır yenilginin rövanşını, bu kez silahla değil, dolarla aldılar. Ekonomik ve finans işgal, giderek Batı’ya biata dönüştü.
Tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir Türkiye şiarı tam da o yola girilmişken terkedildi, zaman içinde bir özleme dönüştü yeniden…
Tarih nehri ileriye akar. Bazen dirsek yapar, kısa süreli U dönüşleri de olur,ama genel yön ileriye doğrudur hep. Toplumlar da tıpkı doğa gibi kendisini değiştirerek/yenileyerek ilerler ve büyürler. Bu gücü de kendi iç-çelişkilerinden alırlar.
Türkiye 1946’dan bu yana ilkten duraklama sürecine girdi, sonra U dönüşler başladı, son U dönüş anayasa değişikliği ile resmileştirilmek ve kalıcı kılınmak istemiyor.
Sol ne yapıyor peki ?
Kuruluş ilkeleri ve ilk pratikleri bakımından solda bir parti olan CHP kendisine dönmeli derken iki şeyin altını çizmeye çalışıyorum sık sık:
Kılıçdaroğlu’nun CHP’si kuruluş ilkelerinden kopuk, ideolojik ve siyasal bakımlardan gerçekte “sağcı” bir parti konumunda. CHP’nin solculuğu sadece isminde ve ambleminde ! Yüzde 25’lik tabanı buna rağmen CHP’ye oy vermeye devam ediyorsa, cumhuriyet devrimine bağlılıklarıyla ilgili bir duruş bu.
Ama iyi olan bir şey de var: CHP içinde uzun yıllardır bastırılan eleştirel düşünceler, son seçim yenilgisi ile filiz verecek bir aydınlığa kavuştu. CHP’nin yeniden sol bir kimliğe bü/rünmesi imkânı doğdu. CHP kurultayında solcular ağır basarsa, CHP’nin de Türkiye’nin de önünü tıkayan tutuculuk/sağcılık barajında bir çatlak oluştuğu anlamına gelecektir bu.
CHP kurultayında parti-içi muhalefet adına öne çıkan kişilerin kim olduğu, kimin “adamı” oldukları önemli değil.CHP içinde ileriye dönük bir hareketlenmenin ortaya çıkması daha önemli bence.
Solcular kurultayı kazanamayabilirler. Bu önemli değil. Çünkü CHP’nin kafası sağdaki Tek Adam’dan kurtulma süreci açıldı bir kez. Peşi gelecektir.
Bundan da Türkiye kazanacaktır. Türkiye’nin aydınlık geleceği solda çünkü…Sosyalist sol, CHP’deki “değişim” hareketine destek olmalı. İttifak politikasında da Amerikancı “yeşil sol”a değil CHP’ye öncelik veren bir çizgi izlemeli.
ETİKETLER : Yazdır







