
24 TEMMUZ’UN IŞIĞINDA…
24 Temmuz 2022 16:24:51
Basının/gazetelerin tarihi, 2 bin küsur yıl öncesine uzanır:
İlk gazete, antik Roma’da İÖ 59 yılında çıktı. İsmi Acta diurna’ydı. Elde hazırlanıyor ve duvarlara asılıyordu. Toplumsal ve siyasal haberler içeriyordu…
İkinci en eski örnek, Çin’de, Tang hanedanı döneminde (İS 618-907) yayınlanan Bao (rapor) adını taşıyan saray gazetesiydi ve devlet görevlilerine dağıtılıyordu. Bu küçük gazete 1911-1918 yılına kadar varlığını korudu.
Avrupada ilk düzenli gazete ise Almanya’da ve 1609’da yayınlanmaya başladı. Onu 1622’de İngilizlerin ünlü Weekly Newes’i izledi. İlk günlük gazete olan The Daily Courant 1702’de çıktı.
O dönemlerdeki egemenler de şimdiki gibi toplumsal ve siyasal gerçeklerin kitlelerce bilinmesini istemiyorlardı. Bu yüzden ilk gazeteler sansürle, ağır vergiler ve kovuşturmalarla boğuşmak zorunda kaldı.
İlk demokratik devrimlerin uç verdiği 18. Yüzyılın başlarından itibaren basın üzerindeki baskı azalınca tüm avrupada gazete sayısı da çoğalmaya başladı.
Osmanlıya ise ilk gazete, 1795’te Fransa’nın İstanbul Büyükelçiliği tarafından çıkartıldı. Fransız caydı. Onu, İzmir’de Fransızca yayınlanan “Doğu Gözlemcisi”izledi.
Osmanlıca (Türkçe) ilk gazeteyi, padişah II. Mahmut çıkardı. İlk sayısı II Kasım 1831’de yayınlanmaya başlanan gazetenin adı Takvim-i Vekayi idi. Bugünkü Resmi Gazete’nin atasıydı.
Türkçe olarak yayınlanan ilk özel gazeteyi ise William Churcill ismindeki bir İngiliz 1840’ta yayınladı. Gazetenin adı Ceride-i Havadis’ti.
Türkler tarafından çıkartılan ilk gazete ise Tercüman-ı Ahval adını taşıyordu. 21 Ekim 1860’ta yayın yaşamına başlayan gazetenin sahibi Yeni Osmanlılar Derneğinin üyesi ve devlet memuru Agah Efendi’ydi.
Basın Bayramı’na (24 Temmuz) geliyorum…
İlk Osmanlı gazeteleri 1858’e kadar kısmen özgürdü. Basına ilk baskı, 1858’de çıkartılan Ceza Yasası ile başladı. 1908’e yani II.Abdulhamit’in tahttan indirilmesine (2. Meşrutiyet) kadar çok ağır şekilde sürdü. İttihat Terakki Hükümeti, basından sansürü kaldırınca (24 Temmuz 1908) pıtırak gibi gazete ve dergi yayınlanmaya başladı. Bir rakam vermek gerekirse, 1908-1918 yılları arasında yayınlanan gazete ve dergi sayısı 918’e çıktı. İlk dört ayda yayınlanan gazete-dergi sayısı 607 idi.
Abdulhamit döneminde yayınlanan gazete sayısı 10 civarındaydı:
Takvim-i Vekayi’i ilk gazete kabül edersek Osmanlıya gazete niçin avrupadan 222 yıl sonra gelmişti peki ?
En önemli etken, okur-yazar sayısının çok düşük olmasıydı. Saray ve çevresi ile Osmanlı aydınları genelde Batı basınını izliyorlardı. Eğitimin eksenini din eğitimi oluşturduğu ve çok sınırlı olduğu için gazeteye de ihtiyaç yoktu. İlk gazetelerin ağır sansüre uğraması, basının gelişmesini geciktirmişti.
Meşrutiyetten sonra gazete-dergi patlamasının yaşanması, ihtiyaçtan çok sansüre bir tepkiydi…
İlk gazeteler, özellikle İkinci Meşruiyetin ilanından sonra çıkanlar, mütareke ve Kurtuluş Savaşı ile Cumhuriyetin ilk döneminde iki parçaya ayrılmıştı.
Bir yanda; gericiliği, mandacılığı ihanet derecesinde savunan gazeteler vardı; öte yanda özgürlükleri, kurtuluşu, cumhuriyeti savunanlar…
O gün bugündür bu kamplaşma sürüyor basınımızda. Basın, bugün de çağdaşlıkla gericiliğin, vatanseverlikle vatan satıcılığın canlı örneklerinin yaşandığı bir platform !
**
Bugün, basından sansürün kaldırılışın 114. Yılı ! Basın Bayramı ! Peki bugün sansür yok mu ? Bağımsız basın özgürce yayın yapabiliyor mu, yoksa ideolojik ve siyasal baskıların, gözaltıların, hapisanelerin ve otosansürün karanlığı ile mi boğuşuyor ?
Görünen köy kılavuz istemiyor ! Bugün sadece besleme/yalaka basın özgür (!) Gazetecilik yapmak isteyenlerin başına olmadık belâlar geliyor…
AKP’nin çıkartmaya çalıştığı sosyal medya yasası, konvansiyonel basından sonra dijital basını da hizaya sokma zihniyetinin en taze ürününden başka bir şey değil.
Çünkü kalem, kılıçtan keskindir !..
ETİKETLER : Yazdır







