
KOZ KIRMAKTAN ÖTESİ VAR MI ? VE SEVGİ BARIŞ DOSTLUK FESTİVALİ…
20 Temmuz 2022 22:16:28
AKP iktidarı, yıllardır sürüncemede olan 3600 ek gösterge gibi, KYK kredileri gibi, EYT gibi sorunları bir bir çözüm aşamasına getirdi/getiriyor…Sırada EYT’nin olduğuna eminim.
Bunlar, muhalefetin/ CHP’nin iktidarı köşeye sıkıştıran kozlarıydı. AKP son aldığı kararlarla görünüşte muhalefetin kozlarını kırıyor…
Muhalif basın, taşı gediğine koymakla gecikmedi ama! Şöyle başlıklar çıkıyorlar:
Kılıçdaroğlu istiyor, Erdoğan yapıyor !
Propaganda, sinekten yağ çıkartma sanatıdır. Yağın hangi yöntemle çıkarılacağı önemli değildir.
Muhalefet bunu yapıyor ! AKP’nin “Bay Kemal” karşıtı retoriği, “Bay Kemal”in dümensuyuna girme kanalına akıyor böylece…Son zamanlarda gündemi muhalefet belirlemeye başladı zaten; özellikle de CHP.
İktidarın, geniş kesimleri kucaklayan EYT, 3600 ek gösterge ve KYK kredi faizleri sorunlarına çözüm üretme yolunu tutması, akla bir erken seçimi de getirmiyor değil. Örneğin 3600 ek gösterge gibi, EYT’nin de pratikteki çözümünün 2023 başına ötelenmesi olasılığı bir erken seçim hesabının da işareti olur.
İktidar, çok sıkışmasa, muhalefetin, “Kılıçdaroğlu söylüyor, Erdoğan yapıyor” propagandasına yem olmaz, metazori koz kırma yolunu tutmazdı. Neyleyelim ki eli mahkûm !
Soru açıyorum:
İktidarın kitlevi sorunların çözümüne (velevki muhalefetin bastırmasıyla da olsa) yönelmesi, oy dağarcığına bir şeyler katar mı ?
Olasıdır. Ancak, yaşamın gerçekleri kitlelerin uyanmasına yolaçtı. Halk, seçime bir değil, iki yıl olsa, iktidarın kitlevi sorunların çözümünde bu kadar azimli (!) olmayacağının da farkında.
Bundandır iktidarın, bundan böyle attıkları her adım, kendilerinden çok, muhalefetin işine yarayacak…
Enflasyonist baskının gitgide ağırlaşması, kitlelere verilenin akabinde geriye alınması gibi bir durum yaratıyor. Çözülen her kitlevi sorun, yeni bir sorunun başlangıcı oluyor. Kitlelere maddi olarak tanınan her imkan, çok geçmiyor, enflasyonist erozyona uğruyor…
Enflasyon sorununu çözemezseniz, aldığınız her palyalif önlem, ilerde soruna dönüşür, öyle de oluyor zaten…
İktidar, ekonominin ipini elinden kaçırdı. Dolar 17.50’yi aştı, elinde dolar yok. Dolar kurunun yükselmesi enflasyonist baskıyı arttırıyor. Bu da yaşam pahalılığını katmerlendiriyor.
Şu an ismi aklımda değil. Değerli bir ekonomist geçenlerde iktidarın durumuna şöyle metaforik bir yaklaşımda bulundu:
Yangın karşısındaki çaresiz insanlara benziyorlar: Sağa sola koşuşturuyorlar, ama yangını söndürme şansları yok !..
HAYDİ FESTİVALE !
Kdz.Ereğli’nin artık ünü yurt sınırlarını da aşan Sevgi Barış Dostluk Festivalinin 22’incisi yarın başlayacak.
Program önümde. Dört günü kapsayan yoğun bir program bu. Müzik, dans ve eğlence ağırlıklı. Hani nasıl derler, her şey var içinde…
Programın içinde savaş ve barış konulu bir sempozyum olsaydı, festival daha derinlikli ve adına yakışır bir festival olurdu. Sonuçta şarkı festivali değil bu, Uluslararası Barış Dostluk Festivali! Atatürk’ün dış politikası konulu bir konferans bile festivalin ana temasını vurgulardı hiç değilse…
Ayrıca tanınmış birkaç yazarların olsun çağrılı olmaması büyük eksiklik.
Neyse.
Bu yılki program, özellikle sanatçı/şarkıcı seçiminde, daha berrak bir ideolojik/siyasal duruşa sahip gibi geldi bana… Daha liberal, hatta toplumcu… Muhafazakar kesimlerin yurdun çeşitli yörelerindeki programlarını iptal ettirdiği ve/veya siyasi duruşuna karşı oldukları sanatçılar festivalde sahne alacak…
Kdz. Ereğli Belediyesi CHP’li bir belediyedir. Belediye Başkanı Halil Posbıyık, gerçi epeyce Özal’la da çalıştı; ama, siyasete Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanlığından katılmıştı. Belediye başkanlığı döneminde Abdi İpekçi Barış Ödülüne layık görülecek çapta uluslararası barışa hizmet etmesi, emekçi halkla da dirsek temasını hiç kaybetmemesi onun siyasal duruşunu vurgular. Nitekim sonunda yuvaya döndü.
Bizim yerel basın, istisnalar sözdışı, yıllar geçtikçe mesleki açıdan hızla geriliyor. Festival öncesi yerel basında bir tek Posbıyık röportajının olmaması buna tipik bir örnek. Başkan uğraşmış didinmiş, ilerleyen yaşına rağmen Ereğli’yi yurtdışına kadar tanıtan büyük çaplı festivaller düzenliyor, ama yerel basından kapısını çalıp iki soru soran yok !
Ben muhabir olsam şöyle bir soru sorardım Posbıyık’a:
Bundan elli yıl sonra Ereğlililerin sizi nasıl anımsamasını isterdiniz ?
Neyse.
Posbıyık’ın Sözcü gazetesine verdiği bant şeklindeki ilan/reklam da ileri bir adımdı. Güzel bir şey yapıyorsanız onu ulaşabildiğiniz herkesle paylaşmakla yükümlüsünüzdür. Çünkü festival, sadece yöre halklarına her yıl eğlensinler diye yapılmıyor; aynı zamanda kentin tanıtımı için de yapılıyor.
Tanıtımın artık dar kalıpları aşıp tirajı yüksek gazete reklamları ve tıklanma sayısı yüksek internet haber sitelerine verilecek reklamlarla çağdaşlaştırılması gerekiyor.
Bu ilk adım, umuyorum, gelecek yıl daha somut ve yaygın ifade biçimlerine kavuşur.
Haydi festivale !
**
Dünkü Cübbeli başlıklı yazımda bir harf hatası olmuş. İsmailağa cemaatinden Nakşibendi tarikatının “Halidi” koluna bağlı demişim. Doğrusu Hadidi olacaktı, özür diliyorum.
ETİKETLER : Yazdır







