
Eski bir Kolej Öğrencisinin Anıları veya "Eğitim-Casusluk İlişkisi" Üzerine...
02 Haziran 2011 15:52:37
Bu yazı, komplo teorisyeni Atilla Akar’ın “40.000 Yabancı Öğretmen Projesi: Bir İthal Ajanlarımız Eksikti” baÅŸlıklı makalesi impuls kabul edilerek yazılmıştır:
Avrupa ülkeleri misyonerlerinin Osmanlı ülkesinde açtıkları özel okullar vardı. Bunlar, özellikle Fatih’in, Istanbul alınırken ve/veya alındıktan sonra, Batı Avrupa’nın ileri gelen kuruluÅŸlarına/devletlerine verdiÄŸi dengeleme tavizi olarak düşünülmelidir. Çünkü, büyük bir kısmı misyoner rahip ve rahibeler tarafından kurulmuÅŸ olan bu okulların, aslında baÄŸlı oldukları teÅŸkilâtlar ve ülkeler hesabına çalışmakta oldukları biliniyordu. [Ferâsetiniz ve büyük bir iradeniz olduÄŸu zaman bu tür tavizleri verebilirsiniz; Osmanlı’yı oluÅŸturan davranış-düşünce tarzında bu mümkündü...] Yine de yapılan böylesi uzlaÅŸmalar daha çok eskiden açılmış eÄŸitim kurumlarını kapsadığı için 19. yüzyıla kadar açılan okullar yok denecek kadar azdır; esas kuruluÅŸlar 1800’lerden itibaren gerçekleÅŸmiÅŸ… Yabancı okulların en önemlilerini, kuruldukları yıllarla birlikte aÅŸağıda veriyorum:
1427 / 1783 – Saint Benoît Lisesi (İtalyan / Fransız)
1846 – Sainte-Pulchérie Lisesi (Fransız)
1849 – BeyoÄŸlu Lisesi (İngiliz)
1854 – Bursa Amerikan Kız Koleji (ABD)
1856 – Notre Dame deSion Kız Lisesi (Fransız)
1857 – Saint Joseph Lisesi (Fransız)
1861 – İtalyan Lisesi (İtalyan)
1863 – Robert Koleji (ABD)
1868 – Alman Lisesi (Alman)
1876 – Üsküdar Amerikan Kız Koleji (ABD)
1878 – İzmir Amerikan Koleji (ABD)
1882 – Avusturya Lisesi (Avusturya)
1886 – Saint Michel Lisesi (Fransız)
1888 – Tarsus Amerikan Koleji (ABD)
1905 – Istanbul High School (İngiliz)
[1481’de Enderun Mektebi olarak kurulan ama neredeyse baÅŸlangıçtan itibaren Fransızca eÄŸitim verdiÄŸi için bir “yabancı kolej” sayılan Galatasaray Lisesi de buna eklenebilir.]
Buradakilerin yanısıra Amerika BirleÅŸik Devletleri Osmanlı Devleti’ninnın Anadolu sınırları içinde Türkiye Koleji (Antep-1876), Fırat Koleji (Harput-1878), Türkiye Kız Koleji (MaraÅŸ-1882), Anadolu Koleji (Merzifon-1886), Uluslararası Kolej (İzmir-1891) gibi okullar da kurmuÅŸtu. Yani 19. yüzyıl, ABD’nin Avrupa’yı bir vücut çalımıyla geçerek Osmanlı toprağında ÅŸahlandığı yüzyıldır. [Açıkça ABD’ye istihbarat ileterek oradaki gazetelerde Türkiye aleyhinde kampanyalara da yolaçan bu okullara ait daha geniÅŸ bilgi için Erdal Açıkses’in TTK’dan çıkan “Amerikalıların Harput’taki Misyonerlik Faaliyetleri” ve Yrd Doç Dr Özgür Yıldız’ın IQ Yayınları’ndan çıkan “Misyonerlik ve Amerikan Board TeÅŸkilâtı” adlı çalışmaları okunmalıdır.]
Mustafa Kemal’in Türkiye’de olup bitenler hakkında nasıl ve nekadar yoÄŸun fikir sahibi olduÄŸu bu kitaplardan anlaşılıyor; zaten ilk iÅŸlerinden biri de tüm eÄŸitim sistemini tek çatı altında toplamaktır. Ne var ki onun ölümüyle baÅŸlayan süreç, aynı zamanda Türkiye’nin ABD ile yakınlığının tarihidir. Bukadar üstüste, bukadar izdüşümlü olması, daha Atatürk hayattayken çevresine atılmış zokalar yoluyla emperyalizmin birinci sınıf iÅŸ çıkardığını kanıtlıyor bize: Bukadar misafirperver bir millete ancak böyle—su aygırı yumuÅŸaklığiyle(!) gelip yerleÅŸen—bir konuk yakışırdı… ABD’nin planı, hiç şüphesiz ki 2. SavaÅŸ sonrasında komünizmle çerçevelendiÄŸini anladığı bu Dünya’da, kendini ve en azından güney yarımküreyi garantiye almak üzerinedir. Siz bakmayın bir süre dayatılmaya çalışılan “Türkî cumhuriyetler ortaya çıktığından beri Türkiye önemini kaybetti” safsatasına. DoÄŸu-Batı polarizasyonunun (kutuplaÅŸmasının) ortasında yeralan Anadolu toprakları, tarihten süzerek getirdiÄŸi önemini hiçbir zaman kaybetmeyecektir. Bir baÅŸka deyiÅŸle, “Anadolu’ya sahip olan Dünya’yı yönetir” ÅŸeklindeki özdeyiÅŸ hâlâ geçerlidir…
ABD bu ülkeye girerken sadece borç para verip üs istememiÅŸti. Ayrıca, tüm eÄŸitim sistemini kendine baÄŸlamak üzere birbirinin içindeki halkalar ÅŸeklinde kurduÄŸu bir sistematikle gelmiÅŸtir Türkiye’ye; ki ilk bakışta hiç anlaşılmazdır… Amerika BirleÅŸik Devletleri, TC Hükümeti’ni ancak ve en fazla ABD Dışİşleri Bakanı’na muadil (eÅŸit) kabul ettiÄŸi bu ikili anlaÅŸmalarla, 1800’lü yıllarda ABD BaÅŸkan’ını Cezayir PaÅŸasına eÅŸit kabul eden Osmanlı’nın intikamını mı almaktadır, bilinmez. Ama Türkiye Cumhuriyeti, millî(!) eÄŸitim sistemini bu—sistematik bir alyans oluÅŸturan—ikili anlaÅŸmalarla ABD Dışİşleri Bakanlığı’na teslim etmiÅŸti… Atatürk’ün yakın silâh arkadaşı İnönü’nün başında olduÄŸu CHP’yle 1945 yılında baÅŸlayan bu “teslim alma/teslim olma” süreci, onun bir fraksiyonu olan DP döneminde yükselerek sürmüştür.
Demokrat Parti dönemi, Millî EÄŸitim Bakanlığı’nın yanısıra Dışİşleri, İçİşleri, Bayındırlık gibi bakanlıkların da Amerikalı uzmanlar (yani CIA ajanları) tarafından iÅŸgal edilmesini saÄŸladı. Ahde vefâda Dünya birincisi olan Türk Ordusu da zaten NATO kanaliyle ABD’ye baÄŸlanmıştı. Dolayısiyle Türkiye tam anlamiyle bir “oltadaki balık” durumundaydı; ÅŸimdi afiyetle yenmektedir… İşte o DP, herkesin İngilizce öğrenmesinin yolunu açacak iÅŸlere girerken öncelikle ülkede 6 adet Millî EÄŸitim Bakanlığı (yani Maarif) koleji açtı. 1955-1956 ders döneminde eÄŸitime baÅŸlayan bu okullar Bornova (İzmir), Diyarbakır, EskiÅŸehir, Kadıköy (Istanbul), Konya ve Samsun kolejleridir.
Ben, DP’nin son zamanlarına rastlayan bir dönemde, EreÄŸli Kömürleri İşletmesi’ndeki etkin büyüklerin taa CumhurbaÅŸkanı Celâl Bayar’a kadar gidip rica ederek TED’in ilk ÅŸubesi olarak kurdurdukları Zonguldak Koleji’nin ilk öğrencilerindenim. Ortaokul son sınıfa kadar oradaydım. İkisi İngiliz, biri İrlanda kökenli üç yabancı hocamız vardı. İki İngilizden biri olan Denis Hills, Fen (Science) dersine gelirdi ve sınıf mümessili (Head Boy=Üst (veya BaÅŸ) Çocuk) olduÄŸum süreçte üstüste birkaç kez saçmaladım, zırvaladım diye bana Bottom Boy=Alt (veya Ayak) Çocuk derdi. (Yani “ayaklar baÅŸ olmuÅŸ” hesabı). Ben yine de kendisini komik ve sempatik bulmaya devam etmiÅŸimdir—hocanın vurduÄŸu yerde gül biter diyerekten zahir… 1975’te Akbank beni İngiltere’ye staja gönderdiÄŸinde, gazeteler kendisinin Uganda’da idi Amin tarafından idama mahkûm edildiÄŸini yazmıştı da, stajyerler odasında “yahu bu adam benim hocamdı!” diye hönkürüp nekadar da üzülmüştüm… Yaklaşık 45 yıl sonra beni bulan ortaokuldan sınıf arkadaşım Nafiz, “Sen ayrıldıktan sonra Hills benim başıma fen kitabıyla vurmuÅŸtu da Annem okulu birbirine katmıştı” dediÄŸinde ilk ÅŸoku yedim. Fen kitabı dediÄŸiniz, sert kapaklı ve ÅŸu bilinen tuÄŸla kalınlığında; ölçüyü kaçırdığınızda, öldürmese de sakat bırakır yani… [HoÅŸ, bunun Nafiz’e bir yarar saÄŸladığı da anlaşılıyor; ki hırsını alamayarak daha sonra üstüste iki fakülte bitirmiÅŸ…]
Bu haber yetmedi, birkaç zaman sonra esas haber geldi: İngiliz İstihbarat Servisi’nin en eski elemanlarından olan Mister Denis Cecil Hills 90 yaşındayken hakkın rahmetine kavuÅŸmuÅŸtu… Dolayısiyle, arkadaşıma kitapla vurma olayında “ÅŸerefsiz”, “vicdansız gâvur” falan gibi alt seviyeden dokundurmalar yaptığım bu adama kolayca—bandı geri sararak, bu kez en alt seviyeden—orospu çocuÄŸu diyebilirdim; öyle de baÅŸladım… Artık internetten İngilizce okuyanlar, adamın Yalta Konferansı sürecini veya Filisitin’deki Siyonizm lehine mücadelesi falan gibi konuları öğrenir de birbirine anlatır diye düşünüyorum. [Yahu, biraz da siz araÅŸtırıp soruÅŸturun…]
Babamın 1962’de EKİ’den emekli olması nedeniyle ortaokul sonda Zonguldak’ı terkedip, EskiÅŸehir Maarif Koleji’ne gitme zorunluÄŸu doÄŸdu; okulun “muadiliyet” sorunu nedeniyle beni bir tek orası kabul etmiÅŸti. Ben Zonguldak Kozlu’da yaÅŸarken Amerikalılara âÅŸina olmuÅŸtum, hatta ilkokulda Bill Dewey diye yaramaz bir sınıf arkadaşımız da vardı. Dahası, bizim uyanık mühendisler tarafından—viskilerine el koyabilmek için—rakıya ısındırılmış ve “öpcem aÄŸbi” davranışları sergileyen ABD’li mühendislere de alışkındım. Ama EskiÅŸehir’de durum vahimdi; her taraf “Barış Gönüllüsü” denilen Amerikalı hoca kaynıyordu. (Üstelik ben İngiliz aksanına alışıktım ve de bunlar vıyk-vark der gibi konuÅŸuyordu). Åžu sapıklığa bakın ki bukadar Amerikalı arasında İngilizce hocamız bir Türktü ve benim orta sonda okuduÄŸum Gatenby kitabına onlar lise 1’de baÅŸlıyordu…
İkinci sene, henüz 23 yaşında olan sosyoloji hocamız bize mutlaka Marks’ı okumamız gerektiÄŸini öğütleyiverdi. Sosyalizm, komünizm, Marks, Nazım Hikmet, Stalin falan diye birÅŸeyler biliyordum; Zonguldak’ta bunlar bilinirdi. [Bilmeyeni döverlerdi diye düşünüyorum.] Ama bir Amerikalı barış gönüllüsünden Marks fetvâsı almak beni çok ÅŸaşırtmıştı: Niçin ABD’li birisi bunu tavsiye ediyordu ki?.. Daha sonra bu insanların bütün boÅŸ vakitlerini köy-köy, kasaba-kasaba dolaÅŸarak geçirdiklerini duymaya baÅŸladık. Hatta kadınlara regl dönemleri hakkında sorular soranlar bile varmış deniyordu. En sonunda da eteklerdeki taÅŸlar döküldü ve Amerikalı bir kadın öğretmen günün birinde bizim sınıfa, “size dağıtacağım bu kâğıtları hatırım için doldurun” diye ricada bulundu. (Tabii ki hocamız için canımız ve kanımız feda idi; hatırını kıracağına kafamızı kırardık). Matbu kâğıtlarda yazılar, desenler ve ÅŸekiller vardı, tereddütsüzce doldurduk. Ama meÄŸerse sonunda bizi bir hayal kırıklığı bekliyormuÅŸ. Sadece ÅŸen bir ifadeyle, “bunların sonucunu ne zaman alırız?” diye soran arkadaÅŸ deÄŸil, bütün sınıf aÄŸzı açık kalakaldık: “Bu öyle bir ÅŸey deÄŸil!.. Kâğıtlar ABD’ye gidecek ve orada deÄŸerlendirilecek” dedi ve çıktı gitti…
Tabii ki ben, okumak isterken—genç irisi oluverdiÄŸi için—evlendirilmiÅŸ bir annenin önüne çıkan imkânı güç halle küçük oÄŸluna aktarması sonucu kolejle tanıştım. İnsanların bilinci, hâlâ kendi yapamadığını çocuÄŸunda görme sevdasiyle tebellür ediyor: “OÄŸlum biz füzyonu (kömür madenlerinin devletleÅŸtirilmesi sürecindeki coÅŸkuyu) gördük, yaÅŸadık” da diyor, “gidip İngiltere’lerde yaÅŸayasın” da… Özetle benim gibiler çoktur ve bizler, deÄŸerli Kıymet Nadir Bindebir’in ifadesiyle “beyin yıkamaların ters teptiÄŸi” insanlarızdır. Üstelik Gandi’ler, Nehru’lar, Nkrumah’lar ve Attila İlhan’lar bizim soy kütüğümüze kayıtlı Pîrlerimizdir. Böyle ÅŸecereye sahip insanları hangi ABD gücü deÄŸerlendirebilir ki?..
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletiÅŸim
Müftü Mahallesi AteÅŸ Ahmet Sokak CerrahoÄŸlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.EreÄŸli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Åžikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.









