
MUSTAFA ÇAĞLAYAN, BU ŞEHİR SİZİN HAFIZANIZ KADAR UNUTKAN DEĞİL!
11 Temmuz 2026 19:52:49
AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Zonguldak Belediyesi’nin suya yaptığı yüzde 87’lik zammı eleştirerek, “Eşi, dostu, akrabayı belediyeye doldurup faturasını milletin cebinden çıkarıyorlar” dedi.
Sözlerine bakarsanız liyakat savaşçısı…
Açıklamasına bakarsanız kamu kaynaklarının yılmaz savunucusu…
Ancak insan ister istemez soruyor:
Sayın Çağlayan bu sözleri söylerken aynaya hiç baktı mı?
Tahsin Erdem’in yaptığı su zammı yanlıştır. Vatandaşın belini büken yüzde 87’lik artışın savunulacak hiçbir tarafı yoktur. Belediyeyi eş, dost ve siyasi yakınlarla dolduran kim olursa olsun eleştirilmelidir.
Ancak bu eleştiriyi yapacak kişinin geçmişi temiz, sözü tutarlı ve ölçüsü herkese eşit olmalıdır.
AK Parti yapınca susup CHP yapınca bağırmak dürüstlük değildir.
Kendi döneminde görmezden geldiğini rakibinin döneminde siyasi malzemeye çevirmek ilkesizliktir.
Daha düne kadar İl Özel İdaresi’ne alınan işçiler kimlerin yakınlarıydı Sayın Çağlayan?
Bu insanların AK Parti teşkilatlarıyla, parti yöneticileriyle, siyasetçilerle ve etkili isimlerle hiçbir bağı yok muydu?
Bütün alımlar yalnızca liyakatle, sınavla ve hakkaniyetle mi yapıldı?
Hiç kimse telefon açmadı mı?
Hiç kimse referans olmadı mı?
Hiçbir siyasetçi liste vermedi mi?
Hiçbir teşkilat yöneticisi yakını için kapı aşındırmadı mı?
Çıkın, açıkça anlatın.
Ömer Selim Alan’ın belediye başkanlığı döneminde Zonguldak Belediyesi’ne alınan personellerin tamamı sınavla ve liyakatle mi işe girdi?
O dönem belediyeye giren herkes CHP’liydi de bizim mi haberimiz olmadı?
AK Parti döneminde alınanlar “çalışan”, CHP döneminde alınanlar “eş, dost ve akraba” mı oluyor?
Sizin yakınlarınız işe girince istihdam, rakibinizin yakınları işe girince torpil mi sayılıyor?
Bunun adı siyaset değil, düpedüz çifte standarttır.
Bugün Tahsin Erdem’e yönelttiğiniz her suçlama, geçmişte sustuğunuz uygulamalar nedeniyle dönüp sizi vuruyor.
Çünkü hafızası olan herkes biliyor ki kamu kurumlarına personel alımında torpil tartışması bu şehirde bugün başlamadı.
Yıllardır aynı düzen devam ediyor.
Değişen yalnızca belediyedeki parti rozeti oluyor.
Düzen aynı düzen…
Yakını olan işe giriyor, dayısı olmayan kapıda kalıyor.
Siyasete yakın olan ekmeğe ulaşıyor, garibanın çocuğu yıllarca sınavdan sınava koşuyor.
Sonra bu düzenin içinde yıllarca siyaset yapanlar çıkıp halka liyakat dersi veriyor.
Kimse kusura bakmasın.
Bu milletin aklıyla bu kadar kolay alay edemezsiniz.
Bir de Sayın Çağlayan’ın yanında sürekli görülen şoförlüğünüzü yapan ve TTK’de güvenlik görevlisi olduğu belirtilen kişi meselesi var.
Bu kişi gerçekten TTK’de görevliyse kurumundaki mesaisini ne zaman yapıyor?
Hemen her ziyarette, toplantıda, siyasi programda ve saha çalışmasında Sayın Çağlayan’ın yanında nasıl bulunuyor?
Sürekli izinli mi?
Sendikal izni mi var?
Resmî görevlendirmeyle mi geziyor?
Yoksa kamu kurumundan maaş alırken bir siyasi parti il başkanının özel işlerini mi takip ediyor?
Bu sorular dedikodu değildir.
Kamu göreviyle ilgili açık ve meşru sorulardır.
Başkalarının belediyesindeki personelin hesabını soran kişi, önce kendi yanındaki kamu çalışanının çalışma düzenini açıklamalıdır.
Kamu kurumları siyasi parti başkanlarına şoför, yardımcı veya refakatçi yetiştiren yerler değildir.
İşçi milletin vergisiyle maaş alıyorsa millet adına çalışır.
Siyasetçinin peşinde dolaşmak için değil.
Sayın Çağlayan’ın siyasi başarı hikâyesine gelince…
Son yerel seçimlerde AK Parti Zonguldak İl Başkanı kimdi?
Mustafa Çağlayan.
Teşkilatları kim yönetiyordu?
Mustafa Çağlayan.
Seçim çalışmalarının başındaki isimlerden biri kimdi?
Yine Mustafa Çağlayan.
Sonuç ne oldu?
AK Parti Zonguldak’ta ağır bir yenilgi aldı.
Zonguldak Belediyesi CHP’ye geçti.
Teşkilatlar sahada etkisiz kaldı.
Seçmen AK Parti’ye açık bir hesap kesti.
Peki Sayın Çağlayan ne yaptı?
Çıkıp, “Bu yenilginin sorumlusu benim” dedi mi?
İstifa etti mi?
Özeleştiri verdi mi?
Teşkilatların neden halktan koptuğunu anlattı mı?
Yanlış aday tercihlerinin, parti içindeki gruplaşmaların ve başarısız seçim yönetiminin hesabını verdi mi?
Hayır.
Başarı olsaydı zaferin sahibi çoktu.
Yenilgi gelince herkes sessizliğe gömüldü.
Şimdi ise seçimde yenemediğiniz belediye başkanını mikrofon başında suçlayarak başarısızlığınızı unutturmaya çalışıyorsunuz.
Ama bu şehir unutmadı Sayın Çağlayan.
Bu şehir, kimin döneminde kimlerin işe girdiğini de biliyor.
Kimlerin siyasetin gücüyle kapı açtığını da biliyor.
Kimlerin seçim kaybedip koltuğunu koruduğunu da biliyor.
Kimlerin kendi mahallesindeki yanlışlara susup rakibinin yanlışlarında meydanlara çıktığını da görüyor.
Tahsin Erdem’i eleştirin.
Su zammının hesabını sorun.
Belediyedeki tartışmalı işe alımları gündeme getirin.
Ancak bunları yaparken kendinizi aklamaya çalışmayın.
Siz bu düzenin dışından gelmiş masum bir gözlemci değilsiniz.
Yıllardır bu şehrin siyasetinin içindesiniz.
İktidar gücünün de teşkilat gücünün de karar mekanizmalarının da merkezindesiniz.
Dolayısıyla geçmişte yapılanlardan haberiniz yokmuş gibi davranamazsınız.
Bugün Tahsin Erdem’e söylediğiniz sözlerin aynısını geçmişte kendi partinize söylemediyseniz samimi değilsiniz.
İl Özel İdaresi’ndeki personel alımlarına sustuysanız samimi değilsiniz.
AK Partili belediye dönemindeki işe alımları sorgulamadıysanız samimi değilsiniz.
Yanınızdaki kamu çalışanının durumunu açıklamıyorsanız şeffaf değilsiniz.
Seçim yenilgisinin sorumluluğunu almıyorsanız başarılı hiç değilsiniz.
Açık konuşalım.
Tahsin Erdem’in yanlışları, Mustafa Çağlayan’ın doğrusu olduğu anlamına gelmez.
Bir tarafın hatası, diğer tarafın geçmişini temizlemez.
Biz kimsenin siyasi tetikçisi değiliz.
Tahsin Erdem yanlış yaparsa karşısında dururuz.
Mustafa Çağlayan yanlış yaparsa onu da yazarız.
Çünkü gazetecilik, yalnızca rakip partiyi eleştirmek değildir.
Kendi mahallesindeki yanlışın üzerine gidemeyen kişi gazeteci değil, amigodur.
Yanlışın partisi olmaz.
Torpilin rozeti olmaz.
Kayırmacılığın rengi olmaz.
AK Parti yapınca da yanlıştır.
CHP yapınca da yanlıştır.
Sayın Çağlayan, başkasının kapısındaki kiri göstermek kolaydır.
Zor olan kendi kapınızın önünü süpürmektir.
Siz önce kendi siyasi geçmişinizin, kendi teşkilatınızın ve kendi döneminizin hesabını verin.
Sonra çıkıp başkalarına ahlak, liyakat ve kamu yönetimi dersi anlatın.
Çünkü bu şehir sizin hafızanız kadar unutkan değil.
Dün sustuklarınızı da biliyor.
Bugün söylediklerinizi de not ediyor.
Yarın inkâr edeceklerinizi de şimdiden tahmin ediyor.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Diğer Yazıları





© yeniufuk.com.tr
Künye - iletişim
Müftü Mahallesi Ateş Ahmet Sokak Cerrahoğlu İşmerkezi Kat:5 no:2
Kdz.Ereğli/Zonguldak
03723121008eregliyeniufuk@gmail.com İstek, Şikayetleriniz İçin Tıklayın Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.








