
Mesajlar eksik. Şimdi geri yükle Yükleniyor...
11 Subat 2026 14:10:19
31 Oca 2026 14:31
Sen gönderdin
meğer melek yülü kızım sararıp solmuş.Niye yazık ediyorsun kendine. başka bir şey bulamadın mı kendine. daha acısı da emirin durumu. o daha bir fidan sana göre. dahası en böyle değildin be yavrum. silkin öldürücü meretten.Mümtazın ruhunun azap içinde olduğunu bir düşünde... Yaşçayan bana d a acı çetireceksin
Pzt 16:38
Sen gönderdin
öZLEM trt genç tv kanalı keşfetti.eMİR DE iREM DE SAATLERİ UYGUNSA 15-19 ARASINDA İZLESİNLER. uYMUYURSA BU KANAKLA BOŞ SAATLERİNDE İZLESİNLER. çOK ŞEY ÖĞRECEKLER. SLM. DUYURUDUR
Sal 10:34
Sen gönderdin
ÖCİŞ, hergün sayfama bak. çift ya fazla tıklamam varsa fazlaları siliver kızım...
12:38
Sen gönderdin
Özlem günaydın. Ramazan ekonomisi yazımı mesajıma gönderiver... selam.
13:22
Özlem
Ramazan Ekonomisi: Finansal ve Manevi Paylaşım Kültürü
Ramazan ayı, yalnızca manevi hayatı değil, ekonomik hayatı da derinden etkileyen bir dönemdir. Oruç, iftar, sahur, fitre ve zekât gibi ibadetler; bireysel harcamalardan toplumsal dayanışmaya kadar geniş bir ekonomik hareketlilik oluşturur. Bu yönüyle Ramazan, hem piyasalar hem de sosyal adalet açısından dikkatle incelenmesi gereken özel bir zaman dilimidir.
Öncelikle tüketim kalıplarında belirgin bir değişim gözlemlenir. Gıda harcamaları artar; özellikle temel gıda ürünleri, hurma, et, tatlı ve içecek gibi kalemlerde talep yükselir. Marketler ve yerel esnaf için bu dönem, yılın en canlı sezonlarından biridir. Restoranlar iftar menüleriyle müşteri çekerken, pastaneler ve fırınlar unlu mamul ve özellikle pide üretimlerini artırır. Ancak bu canlanma beraberinde fiyat artışı tartışmalarını da getirir. Talep artışının fırsatçılığa dönüşmemesi, hem kamu otoritelerinin denetimi hem de esnafın etik sorumluluğuyla yakından önlenebilir.
Ramazan ekonomisinin bir diğer önemli boyutu ise sosyal transferlerdir. Fitre, zekât ve bağışlar yoluyla ciddi bir kaynağın yeniden dağıtımı gerçekleşir. Bu durum, düşük gelirli kesimler için geçici de olsa bir rahatlama sağlar. Sivil toplum kuruluşları ve vakıflar aracılığıyla yapılan yardımlar, ihtiyaç sahiplerine ulaşırken yerel ekonomiye de dolaylı katkı sunar. Böylece Ramazan, yalnızca tüketimin değil, paylaşımın da arttığı bir ekonomik model ortaya koyar.
Öte yandan, dijitalleşme Ramazan ekonomisini de dönüştürmektedir. Online market alışverişleri, bağış platformları ve e-ticaret siteleri bu dönemde yoğunluk yaşar. Özellikle büyük şehirlerde zaman tasarrufu sağlamak isteyen tüketiciler dijital kanallara yönelirken, küçük işletmeler için rekabet daha karmaşık hale gelir. Bu durum, yerel esnafın dijital dönüşüme ayak uydurmasının önemini bir kez daha gösterir.
Ramazan ayının turizm üzerindeki etkisi de göz ardı edilemez. İnanç turizmi, umre ziyaretleri ve Ramazan’a özgü kültürel etkinlikler hem iç hem dış turizmi canlandırır. Belediyelerin düzenlediği iftar programları, kültürel organizasyonlar ve çarşı etkinlikleri şehir ekonomisine canlılık katar.
Ancak Ramazan ekonomisinin temel sorusu şudur: Artan tüketim ile israf arasındaki çizgi nerede başlar? Manevi arınma ayı olarak görülen Ramazan’da aşırı tüketim ve gösterişli iftar sofraları, ayın ruhuyla çelişebilir. Bu noktada bilinçli tüketim, yerel üreticiyi destekleme ve ihtiyaç fazlasını paylaşma bilinci önem kazanır.
Sonuç olarak Ramazan ekonomisi, sadece rakamların değil, manevi değerlerin de konuşulduğu bir alandır. Bu ay, piyasanın canlılığı ile toplumsal dayanışmanın kesiştiği bir zeminde şekillenir. Gerçek
bereket ise yalnızca artan ciroda değil; adil fiyat, dengeli tüketim ve güçlü paylaşım kültüründe saklıdır
ETİKETLER : Yazdır







