
Bülten-69: BEŞİKTAŞ Bendedir; Ben ÇARŞIdayım!..
01 Ekim 2013 17:19:28
Yine kendimden bahsetmek zorunda kaldım, kalıyorum; özür dilerim
Belgesi olmasa, çok eskiye dayanan Beşiktaşlılığımı size nasıl anlatacak, nasıl kanıtlayacaktım?.. Hele ki ilk elden tanıkları çoktan toprak olmuşken
[Bu arada hemen belirteyim ki aidiyet bağıyla resmen üyesi olduğum tek kuruluş, Karadeniz Ereğli Beşiktaş Taraftarları Derneğidir. (Sitesini tıklarsanız, 6. sırada 512 nolu üye olarak görebilirsiniz).]
Annem ve ağabeyimle birlikte olan fotoğrafı, Zonguldak Kozludaki Ereğli Kömürleri İşletmesinde devlet memuru olan babam çekmiş olmalı. O sırada oturmakta olduğumuz Kılıç mahallesindeki ABD üretimi, tek katlı prefabrik evin önünde
Fotoğraf makinasını, ne yapıp edip Almanya(lar)dan 450 liraya getirtmişti babam; markası Zeiss Ikondur. Şu anda salondaki kütüphanenin bir köşesinde sergileniyor... Ağabeyimin bugün de fotoğraf çekmede mahir olmasındaki başrol ona aittir diye düşünüyorum. (Bkz. eskisapan.blogspot.com). Annem, hiçbir zaman tam olarak öğrenemediği yazısiyle fotoğrafın arkasına not düşmüş, 20.5.1958 diye; yani aradan 55 yıldan fazla zaman geçmiş
1958de Beşiktaş Jimnastik Kulübünün armasını taşıyan tişörtlerin varlığı bugün şaşırtıcı geliyor olabilir. Ama en azından, kulüp sevgisinin ne kadar somut bir şey olduğunu ve bu işin ticaretinin de ne kadar gerilere uzandığını göstermesi bakımından kayda değerdir.

Hiç şüphesiz ki son Galatasaray maçına ayarlanan büyük provokasyon, Beşiktaş taraftarının ve tabii ki özellikle de Gezi İsyanında öne çıkan ÇARŞI grubunun sesinin kısılmasını amaçlıyor. 21. yüzyılın ilk çeyreğini yarılamışken gündeme getirilen bu operasyon, ABDnin Türkiye Masası tarafından, sırf ülkemize demokrasi getirmek(?) üzere hazırlanan tezgâhın bir bölümüdür. Yani, örgütlü bütün muhalefeti―sadece susturmak, konuşamaz hale getirmek değil―bütünüyle ortadan kaldırmaya yöneliktir
Nitekim, Gezi İsyanına iştirak etmiş tiril tiril Fenerbahçe formalı genç bir kardeşimin ifade ettiği gibi Geziye, ÇARŞI Grubunun disiplinli tavrı damgasını vurdu!
Nasıl diye sorduğumda, herkesi olduğu gibi bizi (Fenerbahçe) de, Galatasaraylı taraftarları da âdetâ onlar korumaya aldı demiştir
[Bu bize ne hatırlatıyor: El cevap, gerçek futbolseverin, rakibini düşman saymadığı kadîm geleneği
Hani şu, ünlü bir eski Galatasaray Başkanının, biz topu topu 3000 kişiydik, neredeyse herkes herkesi tanırdı; Dolmabahçe Stadında Beşiktaşlılar bize yanlarında yer ayırırdı dediği dönemleri
Ya da, bir Boğaz balıkçısı olan koyu Fenerbahçeli kayınpederimin, yılda bir Kuzguncuktaki İsmet Baba restorana gelen efsane başkanımız Süleyman Seba ile rakı içerken kahkaha patlattıkları ortamı
]
Oysa bugünkü ortam ne kadar da ters: Artık Istanbul kulüplerinin asırlık rekabetinden bölünme, ayrıştırma çıkarmaya çalışanlar, bu kez de Beşiktaşı içeriden vurmaya çalışmaktadır
Bunun için, Fatih Sultan Mehmetin kapısında peşkircibaşı bile olamayacak bir sorumsuz güruhtan 1453 diye grup kurmuşlar; Istanbulu yeniden kurtaracaklarmış. Onların kafasındaki Istanbulun, ancak bir futbol sahası büyüklüğünde olduğu okadar bâriz ki
Ama Çarşı sözcülerinin ifadesiyle söylersek, Akbabalar ve çakal sürülen bilsin ki, sevinciniz kursağınızda kalacak.
Gayet haklıdırlar, çünkü örgütlü veya kendiliğinden oluşan sosyal hareketlerin―iktidarlarını ebedî zanneden―hükümetler tarafından sık sık engellendiğini, önlendiğini ama hiçbir zaman sonlandırılamadığını tarih bize somut göstergelerle öğretmiştir. Özellikle de amele sporu olarak başlayan futbol sözkonusu olduğunda, bu, daha da böyledir; sosyal sınıf farklarını unutan seyirci, birdenbire hak arayan mazlum haline geliverir
Meselâ, bugünkü neslin bilmediği geçmişteki faşist diktatörler olan Portekizin Salazarı ile İspanyanın Frankosu da önce sahalardan kışkışlanmışlardı...
Sağolsun bizim AKP adındaki ABDnin Türkiye Masası görevlileri, kendi sonlarını hazırlama bakımından Batılı örneklerden çok daha hünerli ve aceleci davranıyor. Allah razı olsun ve devamına erdirsin; tuttukları, kaptıkları altın olsun
Sadece Türkiyenin en örgütlü ve barışçı seyircisini bir kez daha birbirine kenetlemeyi değil, göz önünde tezgâhlanan yeni yeni salaklıklarla halkı da örgütlemeye çalışıyorlar; inanıyorum ki becerecekler, yakındır
Yine de bu süreçte,―içlerinde arkadaşlarımın da yeraldığı―Fenerbahçe ve Galatasaray taraftarlarını bu ezelî rekabeti düşmanlık seviyesinden uzak tutmalarını dilerim. Türkiye Masasınca kurulan tezgâhın oyununu ancak böyle bozarız. Herkesin, aslında bir kolektif olan ÇARŞI ruhunu yakalamasını dilerim

ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış








