
Bülten-61: Prof Dr İZZETTİN ÖNDERden Aktarıyorum
06 Haziran 2013 12:58:28
Durum kötü, gelişmeler ürkütücü
[soL 6 Mayıs 2013]
Tarih okumasının anlık yapılması bilgilenme yaratır, ancak analitik nitelik taşımaz. Anlık tarih okumasına analitik nitelik kazandırılması ancak anlık tarih okumasının zamansal etkileşimler boyutu ile ele alınmasıyla mümkün olur. Diğer bir deyişle, anlık tarih olgusunun nasıl bir geçmişin uzantısı olduğunun araştırılması gerekir ki, buradan gelecekteki durum hakkında bir kestirme yapılabilsin. Türkiye ve dünya koşullarını böyle bir bakış açısıyla ele aldığımızda, anlık durumun geçmiş tarihsel koşullara göre kötü olduğu gerçeği karşısında, geleceğin bugünkünden de kötü ve fevkalade ürkütücü olacağını kestirebiliriz. Tüm dünyada da geçerli olmakla beraber, özellikle Türkiye koşulunda ilginç olan şu ki, biri ekonomi diğeri politika olmak üzere iki alanda yaşanan olumsuz gidişatın yapay parıltıları, kendi derinliklerindeki felaketi gizlediği gibi, diğer alandaki olumsuz gidişat ve atılımları da perdeleyebilmektedir. Böylece birbirini perdeleyen ikiz felaket gölgesinde gelişen süreçte, gelecek nesillere, inanılmaz bir toplumsal geriye gidiş tahribatı devretme yolunda hızla ilerliyoruz.
Örnek olarak, en yakın göstergeden başlayabiliriz; 1 Mayıs faşizmi!
1 Mayıs faşizmi, geleceğin en önemli habercisidir. Zira bu olay, ekonomi ve siyasetin birbirinin içine girdiği temel noktadır; ekonomik çöküş ortamında yükselme eğilimine giren faşizm! 1 Mayıs faşizmi Taksim inadı ile açıklanamaz. 1 Mayıs felaketi, mücadeleci emeğin karşısına sermayenin adına devletin çıkması ve emeğin yükseliş çabasının baskılanmasıdır. Marjinal kesimler gibi söylemler, işin sadece sosudur. İşin esası, 1 Mayıs olayının Türkiyenin emperyalizme davetiye çıkarma politikasındaki önemli bir basamak olmasıdır. Böylesi baskıcı gidişatın tuzu-biberi de emperyalizm altında ezilen ve ezilecek olan bir kısım emekçi örgütünün 1 Mayıs günü mücadele kırıcısı olarak hükümetin yanını seçmesi olmuştur. Bu şanssız gelişme, emperyalizmle mücadelenin güçlüğü kadar, örgüt mensuplarının cehalet peçesi altında boynunu giyotine uzatmasının da zavallılığına işaret etmektedir. Öte yandan, tam bir alt-üst oluş halinde, nasıl ve hangi güçlerin düğmeye basması sonucu alınmış olduğu belli olmayan ve barış söylemi altında yürütülen süreçte direktifle görev yüklenen emekçi sendikalarının da emperyalizme karşı mücadelede yer aldığı kesinlikle düşünülemez. Kimsenin inhisarında olmayan barışa kesinlikle taraftar olarak, ancak barışa karşı olma suçlama kolaylığından da korkmadan şu konuda açık ve net olmamız gerekir ki, emperyalizmin gölgesinde yürütülen ve sonucu müphem son girişimin halkların kurtuluşuna değil, emperyalizme hizmet ettiği gün gibi ortadadır.
Emperyalizmin emrindeki uluslararası profesyonel düzenleyicilerin senaryolaştırarak oynanmak üzere siyasetçilere servis ettiği günlük politika tiyatrolarındaki oyunlarla ekonomi perdelenirken, ekonomideki parıltılı balonlar da emperyalizmin hizmetinde politik kararların alınmasında göz boyayıcı perde oluşturmaktadır. Kısacası, emperyalizmin ülkemiz üzerindeki ekonomik çıkarları ısmarlama politikalarla sağlanırken, uygulanan parıltılı politikalar da alınan ekonomik kararların halkımız ve özellikle de emekçiler üzerindeki olumsuz etkilerinin algılanmasını karartmaktadır.
Krizin ülkemize teğet geçtiği söylemi yanında, dünyada seyreden eksi faizin gölgesinde düşürülen faizler aslında hâlâ uluslararası düzeyde görece en yüksek olma unvanını korumasına rağmen bu durum halkımıza bir ekonomik başarı olarak yutturulabilmektedir. Öte yandan, IMFye kağıt üzerindeki borcun son diliminin ödeniyor olmasının, Türkiyenin borçtan kurtuluyor hatta artık borç verir ekonomi konumuna geçtiği teranesi ile halklara yutturulmasının arka planında devamlı yükselen özel kesim borçluluğu ve cari açık kalemlerinin geri plana çekilmesi hükümete politik maceralarda atılım olanağı sağlayabilmektedir.
Siyasiler her türlü oportünist manevralara açıktır; günlük politikalarda yapay balonların derin çukurları gizlemesinde bir beis görülmez, bundan yararlanılır. Böylesi manevraların gerçek yüzünün halklara anlatılması işi ise aydına düşer. Bu bağlamda, ülkemizin çok değerli Marksist iktisatçılarından Nail Satlıganın vefatı emperyalizm karşıtlarını derinden üzerken, kafamızda da bazı düşünceleri çağrıştırdı. Bilindiği üzere, Pavlov köpekleri şartlı refleksin açıklanmasında önemli bir deneydir. Bir kaza sonucunda Pavlovun enstitüsünü su basmış ve bazı köpekler ölmüş. Olaydan sağ çıkan köpeklerde ise, yaşadıkları derin travma sonucunda, şartlı refleksin silindiği görülmüş. Bilindiği üzere, geçmişte sol üzerinde önemli devlet baskısı ve işkence uygulandı. Nail dostumuz da işkence görenlerdendi. Ama Nailin hafızasındaki gerçek bilim izi silinmedi. Çünkü Nail gerçek bir bilim insanı, menfaate dayalı çirkin siyasetten uzak, gerçek bir insan ve halk yandaşı idi. Nail saf değiştirmedi, insanlığı özgürleştirecek yoldaki aydınlatıcı faaliyet ve öğretim gayretlerini yaşamının sonuna dek sürdürdü. Sevgili Nail, fizik ve ruh sağlığın pahasına halklara çok şey kattın, sana minnettarız!
CUMHUR AKSELİN NOTU: 60lı yıllarda tanıdığım ve daha sonra ayrılan yollarımızın hiçbir zaman kesişemediği engin entelektüel, güzel yüzlü, dobra sözlü eski arkadaşım Nail Satlıgan ölmüş ve güneşe gömülmüştür
Onu sevgiyle anarken―bir klasik Marksist veya Marksolog olmamama reğmen―söylemek zorundayım: Hiç şüphesiz ki Nail, düzgün bir Das Kapital çevirisini 21. yüzyılda da olsa Türkçeye kazandırmış kişi olarak anılacak, hatırlanacaktır. Ama en az 120 yıllık bir gecikmenin utancı da Türk soluna ait kalacaktır

NAİL SATLIGAN
1950 Harbin Çin Halk Cumhuriyeti
28 Nisan 2013 Istanbul Türkiye.
ETİKETLER : Yazdır
Yorumlar
Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Kanunlara aykırı, konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz bir yorum yapılmamış








