Akaryakıt zamlarının temelinde AB/İsrail-İran savaşı var.
ABD ile İsrail’in, “nükleer silah yapıyor” argümanıyla İran’a saldırmaları gerekte bir tezgah idi.
Tamam, İran uranyumu zenginleştirme çalışmaları yapıyordu, büyük bir olasılıkla nükleer silah da yapacaktı. İyi ama ABD ile İsrail’e neydi bundan ? İran bağımsız bir ülke. Kendi savunma sistemini geliştirmesi onun hakkı değil mi ? Kaldı ki nükleer silahlar artık gelişmiş ülkelerin ayrıcalığı olmaktan çıktı. İsrail’de de nükleer silah var, Pakistan ve Hindistan’da da….
Sonunda anlaşıldı ki ABD’nin İran’a saldırmasının asıl amacı bu değil. Şavaşla akaryakıt sıkıntısı yaratıp Körfeze bağımlı olmayan ABD petrol tröstlerine büyük paralar kazandırmak !
ABD, İran’ın uranyum tesislerini vurup atıl hale getirdiği halde niçin savaşı sonlandırmıyor ? Petrol sıkıntısını sürdürmek için !
İran’nın elindeki en büyük güç petrol değil, Körfez petrolünün çıkış noktası olan Hürmüz Boğazı ! Boğaz’ın kapalı olması başta Avrupa olmak üzere dünya ülkelerinin ekonomilerini olumsuz etkiliyor. Körfeze bağlı olmayan ülkelerde de sıkıntı fiyat yükselmeleri şeklinde somutlaşıyor. Yüksek petrol fiyatları genel hayata yansıyor.
Savaş biter bitmez petrol fiyatlar düşecek, enflasyonist baskı bizde de azalacak.
ABD’nin bunu bile bile savaşı uzatmasından tüm ülkeler olumsuz şekilde etkileniyor.
Ancak bakıyoruz, bizim milliyetçilerimizden ABD’ye tık yok. O kadar ki, örneğin Zafer Partisinin Genel Başkanı Ümit Özdağ Suriye’deki ABD hegemonyasını görmezden gelerek SDG’yi Apo’nun “devletleştirdiği”ni söyleyebiliyor !
Milliyetçilerimize soruyoruz:
Güncel terminolojinizde ABD’ye niçin yer vermiyorsunuz ?
Yeni Ufuk
Haber :








