ABD/İsrail-İran savaşı hem petrol fiyatının yükselmesine neden oldu, hem de dış ticareti dolara endeksli ülkelerde dolar kurunun yükselmesine yolaçtı.
Bu iki olay kaçınılmaz olarak fiyatların ya da enflasyonun dikine hareketlenmesine neden oldu.
Türkiye petrol üreticisi bir ülke değil, büyük ölçüde dış petrole bağımlıyız. Petrol arzının savaş nedeniyle azalması fiyatını da olumsuz etkiledi. Motorin ve benzin fiyatlarındaki artış ulaşımı, o da enflasyonu tetikledi. Dolar kurunun artması da fiyat artışlarında etkili oldu.
Denilebilir ki fiyatların ortalama gelir düzeyine göre çıldırdığı bir sürece girdik.
Tek umudumuz savaşın daha fazla yayılmadan ve şiddeti tırmanmadan tarafların uzlaşması !
En zorda olan kesimimiz sabit gelirli yurttaşlarımız; yani memur ve işçiler ile emekliler ! Bunlara küçükesnafı da eklemek gerekiyor. Halkın alım gücünün düşmesi en çok küçükesnafı etkiledi. Bankaların faizi yükselteceği haberleri de hepsinin üzerine tuz-biber ekti !
Bu karanlık tabloya tek ışık tutan şey ülkemizin savaş dışı kalması v hatta arabulucu konumu elde eden bir politik esneklik göstermesidir.
Türkiye’nin ne ABD ile ve ne de İran ile bir sorunu yok ve taraflar bu konumumuzu kabul etmiş durumdalar.
Son olarak Trump’ın Erdoğan’ı övmesi ve Türkiye’nin tarafsız kalmakla iyi iş çıkarttığını söylemesi bu açıdan önemlidir.
Soru şu:
Savaş büyürse Türkiye bu konumunu koruyabilir mi ?
İsrail’in provokasyonlarına rağmen korumak zorundayız. Gönlümüz İran’ın yanında, ama yapacak başka bir şey de yok ne yazık !..
Yeni Ufuk
Haber :





















