Yeni yıl coşkusunun temelinde, insanın en doğal hakkı olan yaşama hakkı ve sevinci yatar. Varolmanın sevincidir bu.
Ama, özellikle emekçi halk için bu coşku kısa sürer. Çünkü yeni yıl da başta ekonomik olmak üzere çeşitli sorunları beraberinde taşıyarak gelir.
Bu yıl da öyle oldu. Yılın son günü yağmur gibi yağmaya başlayan zamlar, 2026’nın da emekleriyle geçinen insanlar için zor bir yıl olacağının işaretiydi.
En düşük ücret açlık sınırının altında bağlandı. Dört gün sonra 16 milyon emeklinin zammı da belli olacak, o da en az ücretin altında bağlanacak. Çalışanları ve emeklileri ile 30 milyon insanımız şimdiden zor bir yıla adım attılar.
Her üç kişiden birisi işsiz, toplamda geniş tanımlı işsizlik 12 milyona yaklaştı.
Siyasi istikrarsızlıktan tutun da artan kriminal olaylara kadar her sorunumuzun altında ekonomi yatıyor.
Ekonomik krizler periyodiktir, ama bizde süreklileşti. Bunun nedeni, krizin aslında ekonomide değil, toplumsal sistemde olmasıdır.
Şimdiden belli oldu ki bu yılı da daha içimize kapanarak, yaşam standartlarımızdan daha da fedakarlıklar yaparak geçireceğiz.
Fedakarlıkların hep emekçi halktan istenmesi sistemin adaletsizliğini gösteriyor.
Bu sıkıntılı süreç 2026’yi bir seçim yılı yapabilir mi ?
Seçime ihtiyaç var gerçi, ama sanmıyoruz. Çünkü kazanma şansı tartışmalı olan hiçbir iktidar seçim kararı almaz.
Yine de umudumuzu yitirmeyelim diyoruz.
Yeni Ufuk
Haber :




















