Bölgemizdeki savaş bir yıldır süren “Terörsüz Türkiye” sürecini de olumsuz etkiledi.
Bir yıllık süreç daha çok bir hazırlık dönemiydi, yoğun istişareler ve DEM’in Apo pazarlamasıyla geçti.
Tam somut adımlar atılmasının eşiğine gelinmişken ABD/İsrail-İran savaşı patlak verdi. Tıpkı CHP’nin
somut vaatleri gibi çözüm süreci de tali plana düştü.
ABD, bölgedeki tüm sıcak gelişmelerde olduğu gibi, İran savaşında da bölgedeki etnik terör örgütleri ile Kürt topluluklarını kullanmak istiyor. Bunların başında da PKK var ! PKK’nın İran kolu olan PJAK’ın CIA ve MOSSAD tarafından silahlandırıldığı iddiaları boş iddialar değil.
Nitekim, İran bunlarla da mücadele ediyor şu sıralar.
Trump ise açık açık İran yönetimine saldıracak Kürt grupları desteklediğini söylüyor.
Bilindiği gibi “Terörsüz Türkiye” süreci PKK’nın tümünü değil, Irak PKK’sını ya da Kandil’i kapsıyor.
Suriye PKK’sı ayrı baş çekiyor. Onlar şu sıralar ABD ve Şam yönetimiyle özerk bölge hazırlığı yapıyorlar.
İran PKK’sı ise ABD ve İsrail ile bağlantılı. Bilemediğimiz talepler karşılığı olarak İran’daki Kürt grupları rejim aleyhine harekete geçirmeye çalışıyor.
Suriye’deki pazarlıklar ile son İran savaşı bir kere daha gösterdi ki Apo’nun Suriye ve İran PKK’ları (SDG ve PJAK) üzerinde hiçbir etkisi yok. O kadar ki Bahçeli’nin ısrarlı çağrılarına rağmen onlara seslenmiyor bile !
Soru şu:
Kandil PKK’sı hani şu silah bırakan (!) Kandil PKK’sı AD’nin talimatıyla PJAK’la birlikte İran’a saldırır mı ? Yoksa bir kenara çekilip sürecin ilerlemesini mi bekler ?
İki olasılık da teorikman gündemde. Kandil, ABD’nin baskısına direnip komşumuz İran’a zarar vermemeli ve sürecin ilerlemesini beklemelidir.
Yeni Ufuk
Haber :





















