Kadınlar insanlık tarihi boyunca hem cins ayrımcılığının engellemelerine ve hem de emeklerinin insafsızca sömürülmesine karşı mücadele ettiler. Bu mücadele değişik formlarda bugün de sürüyor.
Ataerkil toplumlarda kadınlar ikinci sınıf insan muamelesi gördüler. Örneğin ilk demokrasi deneyiminin yaşandığı antik Yunan’da kadınların oy hakkı yoktu, çünkü kölelerle birlikte yurttaş sayılmıyorlardı.
Ondan sonraki çağlarda da sürdü bu. Kadınlar sınıflı toplumların en altına itildiler. Hem cins ayrımcılığına uğradılar ve hem de erkeklerden iki kat fazla sömürüldüler.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bu çifte sömürüye bir başkaldırıdır. ABD’li kadın işçilerin, aynı işi yaptıkları erkek emekçilerden daha az ücret almalarına bir başkaldırıdır.
Mücadele erkeklere karşı değil, cins ayrımcılığı yapan patronlara karşıydı. Mücadeleyi simgeleştiren “Eşit işe eşit ücret” sloganı esas hedefin kimler olduğunu gösteriyordu.
Türkiye’de cins ayrımcılığına karşı mücadele cumhuriyetle başladı. Atatürk’ün önderliğinde hazırlanan medeni kanun kadınları erkeklerle eşit bireyler haline getirdi. Türkiye’de kadınlar oy haklarının İngiltere’den önce verilmesi cumhuriyetin kadın hakları konusundaki hassasiyetinin bir örneğiydi.
Bana karşılık güzelim ülkemizde bugün de cins ayrımcılığı ve ağır emek sömürüsü sürüyor. Erkeklerle aynı işi yapan kadınlara daha düşük ücret ödediği örnekleri gitgide yayılıyor.
Kadınlarımıza 8 Mart’ı gönüllerinde kutlama özgürlüğünün bile yer yer tanınmaması olayları görülüyor... Bu böyle sürmemelidir !..
8 Mart’ı kadın emekçilerimize saygı ve minnetle kutluyoruz.
Yeni Ufuk
Haber :

















